banner14

Başkanımız Ali Koç, önemli açıklamalar yaptı

Başkanımız Ali Koç, Fenerbahçe Televizyonu’nda Gündem Özel programına katılarak açıklamalarda bulundu. TFF Başkanı Nihat Özdemir’in 2010-11 sezonuyla ilgili beyanatlarına ve Kulübümüzün sportif durumuna dair konuşan Başkanımız Ali Koç’un açıklamaları şöyle:

Başkanımız Ali Koç, önemli açıklamalar yaptı
banner50

“Bugün ‘Gündem Özel’ programıyla buradayız. Tam anlamıyla ‘Camiaya Sesleniş’ olmayacak çünkü hiç beklenmedik bir konu var. Onu işlememiz gerekiyor. Birazcık sportif konulara gireceğiz ama ilerleyen günlerde daha detaylı, daha kapsamlı açıklamamız olur. Uzun bir süredir camiamızın, taraftarlarımızın televizyonda karşılarına çıkamamıştık. Umarım 90 dakikalık bu sürede de akıllarda olan bazı sorulara cevap vermiş oluruz. Bizim için çok önemli olan konuya açıklık getirmiş oluruz.”
 
MUSLERA ÇOK TALİHSİZ BİR SAKATLIK GEÇİRDİ, ÇOK GEÇMİŞ OLSUN DİLİYORUM
 
“Öncelikle bugün Max Kruse hiç beklenmedik bir şekilde saat 19.00’da ameliyata alındı ve apandisit ameliyatı oldu. Beni de şaşırttı, toplantıdayken haber geldi. Ameliyatı biraz önce tamamlandı. Kendisine acil şifalar diliyorum. Sağlık konusunda Max bu sene çok talihsiz bir dönem yaşıyor. Halbuki sezonun geri kalan bölümünde ondan yararlanmak istiyorduk. Kendisine, ailesine acil şifalar diliyorum. Programdan sonra da arayıp son bilgileri alacağım ama doktorumuzun söylediğine göre kendisi iyi durumda. Bununla beraber dün sadece Galatasaraylıları değil tüm sporseverleri üzen bir hadiseye tanıklık ettik. Muslera, çok talihsiz, şanssız bir olayla ağır bir sakatlık geçirdi. Bacağı iki yerden kırıldı. Kendisine, Galatasaray camiasına çok çok geçmiş olsun diliyorum. Muslera bizim Alex gibi her camia tarafından sevilen, beğenilen, saygı duyulan sadece sportif başarılarıyla değil aile hayatıyla, sahadaki duruşuyla, centilmenliğiyle tüm camialar tarafından sevilen ve örnek bir oyuncu. Çok üzüldük. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak da şahsım olarak da kendisine ve ailesine ve Galatasaray camiasına çok çok geçmiş olsun diliyorum. Çok talihsiz bir olaydı, dün içimizi acıttı. Bu iki geçmiş olsundan sonra birazdan tabii ki sportif konulara değineceğiz ama hiç beklenmedik şekilde, bizim hiçbir dahilimiz olmadan 4 Haziran Perşembe gecesi başlayan bir süreçle bugüne geldik. Ve biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bazı konulara açıklık getirmeye ihtiyaç duyduk.
  
4 Haziran’dan bugüne kadar olan süreçte bir kakafoni konunun başka yerlere çekilmesi, konunun arkasındaki bir sis perdesi, kafaların bulandırılmasıyla ilgili her şeyi en yalın, en açık şekliyle en azından camiamızın ve taraftarlarımızın ve Fenerbahçe’ye samimi bir şekilde gönül verenlerin, bununla beraber de genel kamuoyunun bu konu hakkında bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu geceden sonra da biz bu konuya mecbur olmadığımız taktirde bir daha girmeyeceğiz. Ama bu önemli bir konu, bilhassa Fenerbahçe için çok çok önemli bir konu. 3 Temmuz Kumpas süreci ve aradan geçen 9 sene içinde Fenerbahçe’nin mağdur olması, maruz kaldığı iddialar ve sorular, bununla ilgili başka camiaların durumu vazife etmesi, bu konunun Fenerbahçe’ye verdiği maddi ve manevi zarar dolayısıyla bizim için çok önemli bir konu. Hafif bir konu değil. Ali Veli konusu değil. Bu bir Fenerbahçe konusudur. O yüzden çok insan takip ediyor. Bilhassa yakından Fenerbahçe’yi takip edenler. Bazı insanlar da günlük hayatın akışında parça parça görüyorlar. Bu olayı parça parça takip ettiğin ve bütünsel bir bakış açısına uzak olduğun zaman olayın ne kadar önemli, vahim ve skandal derecesinde olduğunu anlamak güç. O yüzden bugün kronolojik olarak bu konuyu konuşma ihtiyacı duyduk. Çünkü bu konu Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kırmızıçizgisidir. Geldiğimiz günden beri de bunu söylüyoruz. Geldiğimiz günden beri en önemli konumuz 3 Temmuz Kumpası. Bunu bugünlere biz getirmedik. Durup dururken gündeme geldi. Spontane bir şekilde mi yoksa planlı programlı bir şekilde mi gündeme geldi diye başında düşünüyorduk. Geldiğimiz noktada, aradan geçen süre içerisinde ‘bu bir tesadüf değil, spontane değil. Belli bir düşüncenin ve planın bir parçası olarak bunu söyleyen kişi Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı olduğu zaman, TFF Başkanı’nın da Fenerbahçe Spor Kulübü’ne 17 sene yönetici ki bunun 10 senesi başkan vekilli olarak hizmet etmiş, kumpas sürecinde bilfiil kulübü için mücadele etmiş o günkü başkan vekili konumunda olan bir kişi olduğu zaman biz Fenerbahçe nezdinde de daha da önem arz ediyor, daha da hassas duruma geliyor. Bunu takip eden süreçte de medyada ciddi bir dezenformasyon, konunun hafifletilmesi, hatta neredeyse ayıp olmasa ‘Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticileri özür dilesin.’ noktasına getirilmeye çalışılıyor. Zamanlaması da son derece manidar. Resmin bütününün görülmeden değerlendirme yapılması bize bugün biraz daha bu konuyu daha şeffaf, madalyonun Fenerbahçe Spor Kulübü tarafını anlatacak bir şekilde ele alınma zarureti doğmuştur. O yüzden bu konuyla ilgili bir kez daha kamuoyu gündemini meşgul edeceğiz. Türkiye’de medya da çok değişik. Medya da eski medya değil. Medya, kamuoyunu en şeffaf, en doğru ve en etik bilgilendirme görevini ne yazık ki son dönemlerde sadece spor için değil; medyanın geneli için yerine getirmiyor. Bizler de medya tarafından pek sevilen bir kulüp olmadığımız için belki rahatsız edici gerçekleri rahat bir şekilde ifade ettiğimiz için bizim söylemlerimiz genelde hak ettiği şekilde, olması gerektiği şekilde ele alınmıyor. Ya daha küçülterek ele alınıyor ya da çarpıtılarak ele alınıyor. Burada da bunu gördük. Dolayısıyla olayın başını alalım. 4 Haziran gecesi ben bir yemekteydim. Bu kısa videoyu birkaç defa daha izleyeceğiz çünkü içinde önemli nüanslar var. Ben o akşam ilk defa 1 Haziran’dan sonra normalleşme sürecinde, lokantalar açılmış, bir yemekteydim. Telefondan bakma, imkanım yoktu. Lokantalar 22.00’da kapanıyor, saat 22.15 gibi ayrıldığımızda telefonumu açtığımda, hem e-mailime hem Whatsapp hem SMS mesajlar yağıyor. Tepkiler var. Hatta sizler de bazı yöneticilerimiz de beni aradı. Nihat bey “şöyle şöyle” dedi, “böyle böyle” dedi. Hatta söylemleri yazılı olarak iletildi. Bir açıklama yapma ihtiyacı duyulduğu ifade edildi. Ancak ben o an şahsen izlememiştim. Çoğu zaman -ki burada özellikle geçerli-, yazılı deşifreyi okumakla konuyu videoda izleme arasında çok büyük fark oluyor. Ben de başta sen olmak üzere ‘Sakinleyin, sabah ola hayrola. Sabah olunca bakarız. Nihat Bey’in böyle bir şeyi ima edeceğini düşünmüyorum. Böyle bir şey dediyse de yanlışlıkla söylemiştir. İllaki düzeltilir, bir açıklaması vardır.’ diyerek sakin olmanızı istemiştim. Sonra sabahleyin seninle buluştuk. İzledim, bir daha izledim. Durup dururken nasıl bu konu açıldı, Nihat Bey de nasıl böyle bir şey söyledi? Ben de bazen röportaj verirken, konuşma yaparken yanlış bir şey söyleyebiliyorum. Söylediğim bir şeyden başka bir mana çıkabiliyor, kendimi doğru ifade edemeyebiliyorum. İmkanım varsa onu düzeltiyorum. Bazen düzeltme imkanı olmuyor, o an yanlış telaffuz edilen, yanlış mana çıkan konuyu düzeltemiyorsunuz. Hepimiz insanız, hepimizin başına böyle bir şey gelir. Hatırlarsan ‘Bekleyelim, illaki bunun bir açıklaması bir düzeltmesi olacaktır’ dedim. Bekledik. Hatta ertesi gün saat 17.00’a kadar bekledik. Durup dururken arı kovanına çomak sokmak var. Ne oluyor arı kovanına çomak sokunca? Arılar saldırmaya başlıyor. Bekledik. Şimdi 3 Temmuz’u tekrar burada ifade etmek istiyorum. Bilen bilir. Aradan 9 sene geçmiş, bugün 14, 15, 16 yaşındaki çocuklar o zaman neler yaşandığını bilmeyebilirler. Başta Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım, yöneticilerimiz ve diğer arkadaşlarımızın 1 yıl boyunca özgürlükleri elinden alındı. Alınmadı, çalındı. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün itibarına müthiş bir saldırı yapıldı hem Türkiye içinde hem Türkiye dışında. O dönem sportif ve maddi açıdan rakiplerimizin fersah fersah önündeydik. Hatırlarsan 5’te 5 yapmıştık. Çok iyi bir takımımız vardı, mali problemlerimiz yoktu.
 

FENERBAHÇELİLER KAHPE ÖRGÜTE KARŞI BİR ADIM GERİ ATMADAN MÜCADELE ETTİ
 
Mali problemlerimiz yoktu fakat bu kadar öndeyken ondan sonraki 9 yıl içerisinde maddi ve manevi her türlü çileyi çektik. Bunu yaşayanlar bilir. Ancak Fenerbahçeliler bilir. Hafife alınacak, ‘yanlışlıkla ifade ettim, ne var bunda, beni bilen bilir’ diyerek ele alınacak bir konu değil. Bu kahpe örgütün en güçlü oldukları dönemde en ihtişamlı oldukları dönemde insanların onlardan en çok korktukları dönemde bize saldırdılar. 7’den 70’e bütün Fenerbahçeliler, bir adım geri atmadan mücadele ettik. Zamanla neyin ne olduğu ortaya çıktı. Belki de bu ülkede mücadelenin fitilini ateşleyen  belki değil kesinlikle öyle ateşleyen kurum Fenerbahçe Spor Kulübü’dür. Bunu Cumhurbaşkanımız da telaffuz etti. Sen, ben bizim gibiler Çağlayan adliyesinde yaşadıklarımızı, 10 gün boyunca Başkanımıza yaşatılanları  Bağdat Caddesi’nden başlayan köprüye kadar uzanan yürüyüş. 12 Mayıs 2012 yılında şampiyonluk maçında kendi stadımızda yaşadığımız bize yaşatılanlar maç başlamadan biber kokusu, gaz kokusu geliyordu, daha sonraki olaylar. Bunların hepsinin daha sonra planlı bir kumpas olduğunu  zaman içerisinde gördük. Şunu demek istiyorum. Niye biz bu kadar tepkiliyiz. Bu camiaya samimiyetle gönülden karşılıksız bağlı olan herkes için bu bir kırmızı çizgidir. Fenerbahçe için varolanların kırmızı çizgisidir. Dolayısıyla biz burada bekledik. Sabrettik. Bütün tepkilere rağmen hatta öğlene doğru çok ağır eleştiriler, ‘reaksiyon veremiyorsunuz, yavaşssınız, acizsiniz’ mesajlarına rağmen bunu sadece sosyal medya için söylemiyorum. Kulübe gelen telefonlar, mailler ve faskalara rağmen biz sükûneti koruduk. Düzeltme gelir diye bekledik. Hiç öyle bir şey olmadı. Ne özelde ne de umumide. Tabi bu ortalığa söylenmiş bir açıklama. Biz reaksiyonumuzu verdik. Unutmayın Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre Üyeleri, Başkan ve Yönetimini seçer. Başkan ve Yönetimin pek çok sorumlulukları vardır. Bunlardan en önemlilerinden biri de milyonlarca taraftara olan sorumluluktur. Kulübün haklarını savunmak, marka değerini yüceltmek, sportif başarılar ve bunun gibi pek çok sorumluluk vardır. Burada en önemli konu kulübe sahip çıkmak ve haklarını korumak. Gün içinde hiçbir hareket yoktu ve biz buna kayıtsız şartsız kalamazdık. Tüm normalleşme çalışmalarına rağmen biz buna müsaade edemezdik. Cuma akşamı reaksiyon vermeye karar verdik. Nihat Bey’in videosunu bir kez daha izleyelim. Çünkü burada basına yansımayan bir bölüm var. Fransa’da da oldu, orada da oldu, burada da oldu. Bizde de oldu diyor. Bu genelde basına yansımıyor. O yüzden videoyu izleyince çok başka bir mana çıkıyor. Mimiklerine, kullandığı kelimelere bakınca…
 

BASİTÇE BİR DİL SÜRÇMESİ DEĞİL
 
Videonun bir daha izlenmesini istiyorum. Burası çok çok önemli. Bu kısmı bir daha izlemek istiyorum. Çünkü hafızaya kazınmasını istiyorum. Bu böyle basitçe bir dil sürçmesi değil. Buradan ‘Fenerbahçeliler niye alınıyor?’ gibi bir intiba yaratılmaya çalışılıyor. Niye alındığımızı biraz sonra göstereceğiz. Ama bir kelimenin yanlış söylenmesi değil bir daha bakınız lütfen. Yeterince izledik ve net bir şekilde söylüyor. Ve ‘orada oldu, burada oldu, Türkiye’de de oldu, hepinizin bildiği gibi 2010-2011 sezonu.’ Şimdi 2010-2011 sezonu şampiyonunu Türkiye Futbol Federasyonu, Türkiye Futbol Federasyonu Etik Kurulu, UEFA hepsi tescil etmiş. Sizin yani Nihat Bey’in başında olduğu, o dönemde Fenerbahçe’nin Başkan Vekili olup mücadele verdiği konu da bu ifadeleri bizim gibi anlamak gayet normal, doğalı bu. Ama öyle bir hava yaratılıyor ki ‘ne var bunda kardeşim, Nihat Bey öyle bir şey söyler mi? Nihat Bey şöyle iyidir, Nihat Bey, şöyle Fenerbahçelidir.’ Fenerbahçelilik kırmızı çizgisinden biz Nihat Bey’in karakterine göre, niyetine göre yıldız falı mı yapacağız? Açık açık söylenmiş şeyler var. Ve bunu düzeltmek de son derece kolay. Nihat Bey, çıkıp bunu çok rahatlıkla düzeltebilirdi. Ama vücut diline, seçtiği kelimelere, cümlelere baktığınız zaman enteresan bir şey çıkıyor. Buna Fenerbahçe Başkanı, yöneticisi, kim olursa olsun, bu Ali ya da Veli meselesi değil, Ali Koç-Nihat Özdemir meselesi değil. Bu Fenerbahçe meselesidir! Buna kimse kayıtsız kalamaz. Kayıtsız kalıyorsa da bu kutsal göreve layık değildir veya Fenerbahçe’nin önemini anlamamıştır veya 3 Temmuz’un Fenerbahçe için ne demek olduğundan bihaberdir yani vakıf değildir. Yaşananlara, yaşatılanlara, maruz bırakıldığımız muamele ve bunun bize yarattığı olumsuz sonuçlara ki hala bunun bir kısmını yaşıyoruz. Dolayısıyla biz buna kayıtsız kalamazdık. Bu kupürde birçok ülkede diyor ve Türkiye’de olduğu gibi diyor. Bunu çıkardığın zaman hepimizin bildiği gibi 2010-2011 sezonudur,9 sene de geride kaldı.  ‘9 senedir böyle bir şey yaşanmadı’ tarzı dediği zaman başka bir şey de çıkabiliyor. Nihat Bey’i seven, koruyan ve aklamak isteyenlerin ‘Ne var bunda’ diyebilecekleri bir mana çıkartabiliyoruz. Videoyu da izlediğimiz zaman bu böyle hafife alınacak bir konu değil. En azından bizim için değil. Dolayısıyla bir gün bekledik ama olmadı. Bu kadar gazete var Türkiye’de ki normal bir ülkeye göre herhalde en çok günlük gazete çıkartan ülkelerden biriyiz. Bu kadar gazeteye rağmen sadece bir tanesinde konunun böyle yansıması da enteresan. Tesadüftür diyelim. Başkan Vekilimiz Sayın Semih Özsoy hiç arzu etmememize ve istemememize rağmen çıkıp kulübümüzün haklarını savunmak, camiamızdaki tepkileri, infial yaratan bu olayla ilgili düşüncelerimizi paylaşmak zorunda kaldı. Zaten bir pandemi dönemi yaşıyoruz. Normal hayata dönüşümüzün dördüncü ya da beşinci günü ve daha ilk haftasında sürtüşmeler başladı. Normal olunca futbolda sürtüşmelerin mi olması gerekiyor bilmiyorum ama bu başladı. Sonra Cuma günü Sayın Nihat Özdemir bizleri hayret ettirecek bir şekilde Türkiye Futbol Federasyonu resmi sitesinde yazılı bir açıklama girdi. Bunun Türkiye Futbol Federasyonu’nu ilgilendiren hiçbir yanı yok. Fenerbahçe ile TFF arasında olan bir konu da değil. Bir anlık refleks ve öfkeyle herhalde bana göre çok çok kötü yazılmış bir açıklama girdi.
 
Nihat Özdemir’in TFF resmi internet sitesinden yayınlanan açıklamalarıyla ilgili olarak da Başkanımız Ali Koç şöyle konuştu:
 
“Tabii üzücü. Birazcık çaresizlik, biraz beceriksizlik, biraz da alelacele. Konuşma 17.40’ta yapılıyor, 1 saat 10 dakika sonra demek ki alelacele yapmışlar. ‘Amacından çok daha farklı yorumlandığını maalesef üzülerek takip ettik’ diyor Fenerbahçe için. Sanki sadece Fenerbahçe Spor Kulübü yönetimi böyle yorumlamış, durumdan vazife edinmiş, fırsatçılık yapmış. Ben de açıklamalarımda benzer şeyler söylemiştim. ‘Konunun saptırılması asıl rezalettir’ diyor. Ama baktığınız zaman bazı yerel gazetelere diğer rakip taraftarların dijital dünyadaki tepkilerine çok fazla insan bu konuyu böyle algılamış. Böyle kabullenmiş. Sonra şöyle bir ifade kullanıyor; ‘Sportif başarısızlıklar’ ki ona biraz sonra gireceğiz. Bunu ilk defa yapmıyor. Başkan Vekiliyken de böyle bir söylem içinde kaldı. Çok zavallı bir söylem, bir federasyon başkanının herhangi bir kulübün iç meselelerine böyle müdahil olması. Sosyal medyanın yönlendirmesi. Burada yaratılmaya çalışılan intibaa, ‘Bunlar kendi kafalarına göre değil, sosyal medyaya göre hareket ediyorlar.’ Biz sosyal medyaya göre hareket etsek o gece açıklamaları girerdik. Bu da yeni ithamları. Sağlık olsun ama kendileri hakkında sosyal medyada bir şey çıktığı zaman hop oturup hop kalkıyorlar. Pek çok kişiyi de işten çıkarmıştır bu zihniyet. O yüzden sosyal medyayı bizden daha çok ciddiye alıyorlar.
 
2010-11 SEZONU ŞAMPİYONU KİMDİR? ÇOK BASİT BİR SORU
 
Burada net bir şekilde danışıklı dövüş var. Neyse. Ben de saat 22.00’da bağlanıp konuyla ilgili, bu açıklamayla ilgili düşüncelerimi paylaştım. Orada net söyledim, bugün de söylüyorum. Tekrar teşekkür ediyorum. Bize yek vücut olmamızı, birbirimize kenetlenmemizi sağladığı için, kendi düşüncelerini Fenerbahçe'yle ilgili samimi düşüncelerini, niyetini, kalbinin içindekileri net bir şekilde görmemizi sağladığı için çok teşekkür ettim. Söyleyeceklerimin de çok hafifini söyledim. Buradan da tekrar söylüyorum, aynı ortamda kamuoyuna çıkabilirsek bunları tartışmayı çok isterim. Ama bu Fenerbahçe açısından hoş bir durum değil. Beraber hizmet etmiş yöneticilerin, şu an biri Başkan, biri federasyon başkanı bu şekilde bir durumda olması bu işin karşı taraf tarafından kişiselleştirilmesi hoş bir durum değil. Başkalarına malzeme veriyor. Şimdi ben bu konuyu devam ettirmek istemedim. Bu konuyu sonuçlandırmak, kökünden bitirmek çok basitti. Tüm tartışmalara son vermek adına, durumdan vazife çıkaranları susturmak adına, camiamızı rahatlatmak adına, o kötü günleri hatırlatan bu açıklamaları yok etmek adına, tüm yanlış anlaşılmalara son vermek adına sordum. ‘Sayın Nihat Özdemir, 2010-2011 sezonunun şampiyonu kimdir?’ Çok basit bir soru. Ben onun yerinde olsam, ‘Tabii ki Fenerbahçe’ derim, çıkarım ve bunu kökünden keserim. Cevabı çok net. Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, Türkiye Futbol Federasyonu Etik Kurulu, UEFA tescillemiş Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu. Daha konuşacak bir şey yok. Başka gidecek mercii de yok. Siz o gün bunun mücadelesini verdiniz, bugün inkar mı ediyorsunuz? Bugün başında olduğunuz kurumun o gün verdiği kararları ret mi ediyorsunuz? Çürütüyor musunuz? Burada niyet nedir? Çok basit bir soru sordum. Lütfen çıkın açıklayın. Deyin ki ‘Fenerbahçe kumpas mağdurudur. Fenerbahçe alnının teriyle, helal mücadelesi, taraftarıyla, yönetimiyle, futbolcularıyla o sene verdiğimiz mücadeleyle o sezonun şampiyonudur. Ama çok basit bir soru, düzeltme fırsatı, imkan yine kullanılmadı. Bırakın bu fırsatı kullanmayı ortamı yatıştırmak yerine gerilimi tırmandırmayı tercih etti. Birazdan da göreceğiz, ne demek istediğimi. Bizi hayretlere düşürdü. Ben şahsen hayretlere düştüm. O yüzden bekledik, bekledik ve bir şey gelmedi. Ayın 6’sı oldu, medyada biraz daha sorunu hafifletme, atlama sanki Fenerbahçe Spor Kulübü durup dururken ortalığı yangın yerine çeviriyor, geriyor, durumdan vazife çıkarıyor. Hatta fırsatçılık yapıyor durumuna düştük. Halbuki biz, bizim için çok hassas olan bir konuda kim olursa olsun yönetimde az önce ifade ettiğim gibi yapması gerektiğini yaptığımız için ve baktılar ki çok tepki geliyor, bilhassa camiadan, ‘biz bu işi nasıl düzeltiriz?’ diye çok sayıda gazeteci seni de aradı. Gerçek olmayan, ‘Ali Bey’i aramışlar, söylemişler, bu bir hata, masum bir hata. Niye büyütüyorsunuz?’ Bizi kimse aramadı!
 
BU KONU İKİ KİŞİ ARASINDA TELEFONLA HALLEDİLECEK BİR KONU DEĞİL, ULU ORTA BİR RÖPORTAJ
 
Ne yazık ki medyamızda birazcık ahbap-çavuş ilişkileri bilhassa spor medyamızda daha ağır basıyor. Hatta birkaç kişi arayıp bize bu işi temizleyin dediler filan diye bize geldiler. Sen, net bir şekilde bizim bu süreçte nasıl sakin davrandığımızı, beklediğimizi hiçbir şekilde baskı altında kalmadan düzeltilmesini arzu ettiğimizi söylemene rağmen diğer konularda da olduğu gibi bugüne kadar bazı ismini çok iyi bildiğimiz, ilişkileri çok iyi bildiğimiz arkadaşlar bu konuyu bizim aleyhimize, Nihat Bey’in lehine hafifletmeye, düzeltmeye ‘ne var bunda’ demeye’ çalıştılar. Bu konu iki kişi arasında telefonla konuşup halledilebilecek bir konu değil. Ulu orta söylenmiş bir röportaj. Niyet bu olmayabilir. Nihat Bey bunu söylemek istememiş de olabilir ama bunu düzeltmek iki dakikalık iş. Burası bir şirket ya da holding değil. Milyonlarca taraftara sahip olan bir kurum. Bizim de taraftarlarımıza karşı bir sorumluluğumuz var. En çok taraftarlarımız 3 Temmuz Kumpas sürecinde çekeceğini çekti. Bu taraftar bu kulübü ayakta tuttu. Dolayısıyla bizim sorumluluğumuz var. Biz telefonda konuşup ‘böyle böyle işi hallettik’ diyemeyiz. Dedikodu niteliğinde bir fikri ele alamayız. Çıkıp açık açık sorulan soruya cevap verse bu konu kapanırdı. Selim Ağabey de ‘Nihat Özdemir’i harcamayın’ demiş. Selim Ağabey harcamayız ama biz Fenerbahçe’yi kimseye harcatmayız. Sen de futbolcu olarak yıllarca bu kulübe hizmet ettin. Herhalde Fenerbahçe’nin harcanmaması senin için de her şeyden daha önemlidir.
 
(Şansal Büyüka’nın köşe yazısı ile ilgili) Şansal Bey bir nebze camianın sinir uçlarını hissederek yazmış. İyi adamdır, kötü adamdır. Biz bunu tartışmıyoruz. Biraz sonra göreceğiniz haber kupürlerinde de bu söylendi ve bambaşka yerlere çekiliyor. ‘Rezalettir’ diyor ya açıklamasında. Rezalettir de bunu sadece biz söylemiyoruz ki esas rakip camialar bunu en çok kullanıyor.
 
(Bilal Meşe’nin köşe yazısı ile ilgili) Burada biz çekmiyoruz. Başkalarının bu ifadeleri nelere çektiğini birazdan göreceğiz. Burada bir şey daha diyor. Siz bir imada bulunmadınız ama karşı taraf çok farklı yorumladı. Zaten sıkıntıda burada yatıyor. İstemediyse böyle bir imada bulunmak, düzeltir. Bu kadar basit.
 
(Cemal Ersen’in köşe yazısı ile ilgili) Bu küçük bir porfiri diyelim. Konunun nasıl ele alındığını, senin duayen dediğin, saygı duyduğun benimde bazılarını tanıyıp sevip saygı duyduğum medya mensuplarının konuyu ele alış şekli. Bu dediğin gibi Ali Veli Mehmet işi değil bu Fenerbahçe içi. Bu konuyu bütünsel olarak ele aldığınızda başka yere çekmek mümkün değil.
 
(Zeki Uzundurukan’ın yazısı ile ilgili) Akıl tutulması diyor, Nihat bey haklı diyor, Aziz Başkan Büyük Başkan diyor. O hikaye orada belli.
 
Konuyla ilgili programın moderatörlüğünü yapan İletişim Direktörümüz Can Gebetaş şu eklemeyi yaptı: 2010-11 sezonunda birçok kulüple ilgili şike tartışmaları olmuştur’ yazmış. Sayın Nihat Özdemir’in ifadelerinde birçok kulüple ilgili şike tartışmaları olmuştur şeklinde bir beyanı yok.
 
Başkanımız Ali Koç, konunun basında yer alma şekline dair yorumlarına şöyle devam etti:
 
“Bu mecradan sonra yerel gazetelere geçmek daha mantıklı olacaktır. Bakalım konunun muhatabı olan Trabzon şehrinde yerel medya bu konuyu nasıl ele almış.
 
(Yerel basın gazetelerinde çıkan haberler ekrana geldi)
 
Bunlar 2010-2011’de atılan manşetler değil. Geçen hafta Nihat beyin ağızından çıkan ne var bunda. Dediği sözlerden sonra yapılan gazete haberleri. Herhalde bu haberleri biz yaptırmadık.
 
TFF’nin başında olan, zamanında da Fenerbahçe’de yöneticilik yapmış biri böyle konuşursa, bu konuştuğunu da düzeltmezse onların da yerel gazetelerinde konuyu bu şekilde ele alması gayet doğal. Tam söyledikleri üzerinden Nihat Bey’i savunanlar tam söylemleri üzerinden savunmuyorlar. Kişiliği, iyi adamdır, hoş adamdır, öyle dememiştir, niyeti bilinir, şudur, budur. Ama Fenerbahçe taraftarlarının kaçı Nihat Bey’in karakterini, şahsını biliyor. Milyonlarca taraftar ne görüyorsa ondan etkileniyor. Bunu iki cümleyle düzeltmek varken hala tırmandırmak, bu noktalara getirmek insana akıl tutulması olarak geliyor. 7 Haziran Pazar günü de Vefa Bey son derece kendine has üslubuyla, olgun, olması gerektiği gibi, birleştirici, yapıcı, divan başkanlığına yakışan bir üslupla bir çağrıda bulunuyor.
 
(YDK Başkanımız Vefa Küçük'ün, TFF Başkanı Nihat Özdemir’i hitap alan konuşması için tıklayınız.)
 
Bu 10 dakikalık video. Videonun başında da Vefa Bey, Nihat Bey’in kulübümüze, camiamıza yapmış olduğu hizmetleri çok güzel bir şekilde ifade ediyor. İşin artısını da eksisini de söylüyor. Bir divan başkanına yakışan üslup. Barışçıl, yapıcı, birleştirici… Ama burada çok önemli bir fırsat veriyor; özür dileme, düzeltme fırsatı. ‘Yanlışı düzeltmeyi tavsiye ediyorum, rica ediyorum, talep ediyorum’ diyor. Nihat Özdemir ısrarla bu fırsatları kullanmayı istemiyor, öyle bir niyeti yok. Hatta durumu daha da fazla tırmandırmakta, koskoca camiayı karşısına almakta bir sıkıntı görmüyor. Anlaşılmaz bir tavra sürüklenmiş olarak daha pazartesi günüdeyiz, daha devamı var. Gerilimi tırmandırmayı tercih ediyor ve biz de bunu hayretle izliyoruz. Sonra bu barışçıl, yapıcı sözlere bir mektup geliyor. Türkiye Futbol Federasyonu bir çalışanı tarafından veya bir danışmanı tarafından Vefa Bey aranıyor. ‘Biz size böyle böyle bir mektup yollayacağız’ diyor.
 

YDK BAŞKANIMIZ VEFA KÜÇÜK, NİHAT ÖZDEMİR’E MEKTUP GÖNDERDİ
 
Mektubunda ‘o çatı altında’ diyerek kulübümüzden bahsediyor. Herhalde müteahhitlik terminolojisi olsa. Kutsal Fenerbahçe Spor Kulübü altında değil, çatı altında. ‘18 sene hizmet ettim’ diyor, olabilir. Yalnız burada garip bir şey var. Bu mektup Vefa Bey’e, ulaşır ulaşmaz eş zamanlı basına veriliyor. Yani daha biz mektubu görmeden basında çıkıyor. Vefa Bey’e de söylüyor bu danışman. Artık nasıl bir dümen çeviriyorlar anlamıyorum. 2011 yılında Nihat Bey’in kısa bir süre ayrıldığı, istifasını verdiği zaman da o 3 Temmuz sürecinde bize istifa ettiğini söyledi, kulübün merdivenlerinden çıkmadan NTV’de ve kanallarda ‘Nihat Bey istifa etti’ haberleri çıktı. Bizi, hayret etmiştik ne kadar çabuk diye. Meğerse aynı anda eş zamanlı, tabii bu da bir iletişim tarzı, eş zamanlı servis etmek. Ama bence Fenerbahçe Spor Kulübü Yüksek Divan Kurulu Başkanı ki sana böyle barış elini uzatmış bir insana, çok büyük samimiyetle, çok güzel laflar sarf etmiş bir insana mektubu yazıp anında basına vermek bana göre hem Vefa Bey’e hem de camiaya saygısızlık olarak görüyorum. Ama dediğim gibi bu bir tarz meselesidir. Ne kadar sabrettiysek, ne kadar geri dönüş fırsatı verilmişse de enteresan bir şekilde bu uzatılan el tutmamak için bir mücadele sarf ediliyor. Sonra Vefa Bey, 1-2 gün bekliyor. Sonra Vefa Bey, bu mektuba cevap veriyor. İşin enteresan tarafı Vefa Bey, bu mektuba cevap veriyor, ‘siz bu mektubu da basına verin’ diyor. Hani ilk gelen mektup vardı ya, iki dakika içinde basına veriliyor. Ama Vefa Bey’in bu yolladığı mektubu basına vermiyorlar. İstersen o mektup üzerinden geçelim. Bu şu an basına yansımayan, çünkü Nihat Bey net bir şekilde, ‘ben Fenerbahçe Spor Kulübü Genel Kurulu tarafından seçilmiş Yönetim Kurulu ve Başkanını muhatap almıyorum’ tabii kendine göre. Böyle bir hamle yapıyor. Muhatap aldığı kişiye yolladığı mektubu basına veriyor. Muhatap aldığı kişinin de ona yolladığı mektubu ki muhatap aldığı kişi Sayın Vefa Bey, bu mektubu da yayınlayın diyor ama çıt yok. Bu mektubu da Türkiye’de kamuoyu ilk defa görüyor. Fenerbahçelilerin buna dikkat etmesini istiyorum, çünkü Vefa Başkanımız, Yüksek Divan Kurulu Başkanını ben en üste görürüm. Geçmiş başkanlar gibi değil, en son konuşmaları başkan yapardı. Ben geldiğimden beri son konuşmayı her zaman Vefa Bey’e veririz. Vefa Bey de dediğim gibi tarz ve üslup olarak çok barışçıl bir hareket yapıyor. Mektup alıyor, aldığı mektubu da cevaplıyor. Cevabını isterseniz görelim.  Fenerbahçelilerden bu mektuba özellikle dikkat etmenizi rica ediyorum.
 
YDK Başkanı Vefa Küçük’ün TFF Başkanı Nihat Özdemir’e cevaben yazdığı mektup okundu. Mektubu okumak için TIKLAYINIZ.
 
VEFA BEY’İN MEKTUBUNU NEDEN YAYINLAMADINIZ?
 
Vefa Bey’e camiamızın bir büyüğü olarak teşekkür etmek istiyorum. Duruşu, konuya olan dirayetli yaklaşımı, camiamıza bizim gibi aynı ilke ve değerlerle sahip çıktığı için çok teşekkür ediyorum. Üslubunu hiçbir şekilde bozmadan, son derece saygı ve sevgi içerisinde fakat soruyorum; Neden bu mektubu yayınlamadınız? İlk yolladığınız mektubu neden yayınladınız? Bunu artık sormak benim görevim. Biz Fenerbahçelilerin, milyonların sabrı test edilircesine her açıklama ve her hamlede bir gariplik var. Anlayamadığımız bir gariplik ve husumet var. Son olarak da biliyorsunuz ki PFDK’ya sevk edildik. Bu, TFF ile Fenerbahçe arasındaki bir konu değil. İşine geldiği zaman Türkiye Futbol Federasyonu ceketini giyeceksin, işine gelmediği zaman giymeyeceksin. Bu garip bir durum. Vefa Bey’e tekrar teşekkür ediyorum. Fenerbahçeliler ben bu mektubu tarihi bir mektup olarak da görüyorum. Bu açıklamaya sitemize de koyalım ki programı izleyemeyenler oradan ulaşsın. Bu konuyla ilgili söyleyeceklerimiz şimdilik bu kadar olsun. Baktığımız zaman bir tarafta bazı medya organları, sosyal medya, Fenerbahçe taraftarları, Fenerbahçe kongre üyeleri, Fenerbahçe yönetim kurulu, başkanı konuyu bir şekilde yorumluyor ama Nihat Bey ona yakın belli bir geleneksel medyadaki zümre - onun kişiliği, karakteri, tarzı, tavrı, niyetiyle durumu idare etmeye çalışıyor. Burada top çevirmeye gerek yok. Çok basit. İnanıyorum ki ben olsam Vefa Bey’in yazdığı mektuba ‘Tabii ki 2010-2011 sezonu şampiyonu Fenerbahçe’dir. Bunu sormaya ne gerek var? Ben de bu mücadelenin parçasıyım.’ deyip konuyu bitirmek varken geldiğimiz noktada 11 gün sonra bile biz hala bu konuyu konuşuyoruz. Başka insanlar da durumdan vazife ediliyor ve camiamızda inanılmaz bir tepki var. Gerek kongre üyesi gerekse de taraftar olanlar. Çok entresandı. Bu gibi konularda tepkiler 2-3 günde pik yapar ve sonra söner ama aynen devam ediyor. Bakalım bu süreç nereye varacaktır.
 
BU CAMİA İLELEBET AYAKTA DURUR
 
(İhraç isteği ile ilgili) Ben bu konuya girmeyeceğim. Tüzükte net bir şekilde yazıyor. Sürecin nasıl ilerleyeceği. Sadece şunu söylemek istiyorum. Fenerbahçe taraftarı olduğum için bir kez daha gurur duydum. Bu taraftar böyle olduğu müddetçe bu taraftar armaya çubukluya camiaya bu denli sahip çıktığı bu derece hassas bazı ilke ve değerlere, sıkı sıkı camiasına sarıldığı müddetçe bu kulübün başında kim olursa olsun bu camiaya hiçbir zaman zarar gelmez. Bu camia ilelebet ayakta durur. Teşekkür ediyorum. O süreçte yaşananlara ben de şaşırdım. Bu sürecin buraya gelmesini hiç istemezdim. Hala da istemiyorum. Birden çok kez bunu düzeltmek, yatıştırmak, ateşi söndürmek için  imkan vardı ama sis perdesinin devam etmesi kafa karışıklığı ve bunaklığının devam etmesi ve  zamanlama da çok manidar. Niye manidar? UEFA bir karar veriyor. Türkiye’de bir takımla ilgili ve ertesi gün bu çıkıyor. Ve gündem bu oluyor. Tesadüf mü, değil mi bilmiyorum. Tüm kulüplerimize de tabi UEFA ile ilgili sıkıntılarımız var. Hiçbirimizin başına bir şey gelsin istemiyorum. Yanlış anlamayın ama daha da önemlisi Fenerbahçe için çok kritik bir temmuz ayı var. UEFA kararı, lig öncesi, 2.5 aydır Türkiye futbola aç. Seyircisiz olsa da ligler bir şekilde başlayacak. Hepimiz takımlarımızı hazırladık. Testler yapıldı. Ortada fol yok yumurta yok. Böyle bir gündem maddesi açmak bir de davalar öncesi. Ondan sonra yok efendim Ali Koç ve ekibi sosyal medyadan kulübü yönetiyor. Niye bu kadar gürültü yapıyorlar. Nihat bey öyle adam değildir, şöyle adam değildir. Selim ağabeyin demeçleri falan. Yanlış anlamasın o da iyi niyeti ile yapıyor. Ailecek tanıdığım sevdiğim saydığım biri. O da tamamen barışçıl bir insandır ama burada bazen Fenerbahçe mi, kişisel ilişkiler mi? Karşı karşıya kalıyorsunuz. Şimdi biz hiçbir şey olmamış gibi davransak bütün bunlara rağmen bizi nasıl bilirdi Fenerbahçe taraftarı? Ben Fenerbahçe taraftarı olsam öyle bir yönetimi yerden yere vururdum. Arkadaş ne yapıyorsun? Biz sokaklarda çile çektik. Okullarda çocuklarımızın burnundan geldi. Manevi açıdan darbelendik. Önümüz kesildi. Belki 3-5 sene bu ligi domine edecektik. Maddi açıdan darbelendik. Siz orada eş dost ilişkileri, ahbap çavuş ilişkileriyle bu kulübe sahip çıkamıyordunuz, derdim. O yüzden bazı arkadaşlarında Fenerbahçeli arkadaşlarım bilhassa medyadakileri anlıyorum. Orada sen benim sırtımı sıvazla sen benim sırtımı sıvazla ilişkileri var ama bazı Fenerbahçeli arkadaşları da anlayamıyorum. O gerçek samimi Fenerbahçe için varolan insanlar var ya onlar olduğu müddetçe bu kulübe hiçbir şey olmaz. İşin disiplin tarafı var. Ben işin hukuk tarafını bilemem ama geçmişte bunun örnekleri var. Anladığım kadarıyla içeriden aldığımız bilgiler doğruysa Nihat Bey’e de tepkili olanlar olmuş. Usulen sevk edelim ceza falan olmasın sürecin böyle uygulanması hukuken daha doğru yoldur, denmiş. Denmemişse denmesi gerekir. Biz sevk ediliyorsak kurallara göre Nihat bey de sevk edilmeli. Bu piyango bize nasıl çıktı, hiç biz müdahil değiliz, suya taşı atan biz değiliz, arı kovanına çomak sokan biz değiliz. İş büyünce biz ne yaptık, ne ettik, bunu nasıl düzeltiriz. Düzeltmek içinde biz itibarsızlaştırılıyoruz. TFF disiplin kurulunu ilgilendiren bir konu değil, kesinlikle değil. İnşallah hukuken doğrusu yapılır. Ülkemizde ne yazık ki, kurullar da bağımsız değil. Bugünkü federasyon için söylemiyorum genelde Türkiye’deki TFF yapısı. Kurulları federasyonlar atıyor. Dolayısıyla kim kimi yargılayacak. Vedat konusunda yaşadık. Durup dururken, Vedat’a ceza verilmek istendi.  Bilerek sarı kart aldı diye. Çok uğraşıldı filan zar zor akli selim orada hakim oldu. Kurullardan da bu konuyu nasıl ele alacaklarını bilemiyorum ama TFF resmi sitesi bu işler için kullanılmamalıydı. Biz kullanabiliriz. Çünkü biz kulübümüzü savunuyoruz. Ben Ali Koç’u savunmuyorum. Semih Özsoy’u savunmuyorum. Ben bu camianın hakkını korumak için bekliyorum da, düzeltilir akli selim hakim olur ama 11 gün sonra biz hala bunları konuşuyoruz. Söylenecek çok çok şey var ama bu konuyu daha fazla uzatmayacağım. Biz burada anlatıyoruz ama yarın geleneksel medyada da o güzelleme yapan aklama yapan insanlarda da bunlar çoğunda  çıkmayacak. Kimleri kasttettiğimizi biliyorsun. Benim için önemli olan Fenerbahçelilerin, camiamızın çok daha iyi konuları anlamaları. Satır arası okuyan çok var ama bütün yaşananları bu 11 günde parça parça konudan haberdar olanlar işin vehametini büyük resmi görememiş olabilirler. Bunun için programı yapıyoruz. Arkadaşlar garip bir şeyler oluyor. Bunu da yapan yaptırdılan, Fenerbahçe’ye 17 sene hizmet etmiş Futbol federasyonu Başkanı olan o dönemde 3 temmuz sürecinde de Fenerbahçe’nin yönetici başkan vekili olan diyor ya mektubunda Ali Koç da elimizden gelenin en iyisini yaptığımızı söyledi. Evet, elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık o dönemde. Ama o dönemde elimizden gelenin en iyisini yapmış olmamız bugün sizin bu lafları sarf etmenize müsaade edemez. En azından biz edemeyiz. Bunu demek istememiş de olabilirsiniz, düzeltmek için de bir sürü imkan var. Bu kadar el uzatılıyor. Hadi bizi de kaale almıyorsunuz. Çünkü net bir husumet var bize karşı. Bunu federasyon için söylemiyorum, işin kişiselleşmiş tarafı için söylüyorum. Belki de koskoca camiayı bu kadar hassas, bu kadar sinir uçları açısından Fenerbahçeliler için önemli bir konuda camiayı karşıya almanın da belki de o tarafa sağlayacak bir faydası olabilir. Bilemiyorum. Bu konuyu birinci, ikinci bilemedin üçüncü günde bitirmemek için ben mantıklı bir neden bulamıyorum. Bu kadar basit. TFF Başkanının çıkıp, ‘Ben yanlış anlaşıldım, tabii ki söz konusu bile değil, zaten federasyon da tescillemiştir’ demesini engelleyecek veya etrafında, ‘Nihat Beyciğim, Nihat dostum çıkıp söyle’ diyen insanlar illa vardır. Ben anlamıyorum. Gerçekten anlamıyorum.
 
(Nihat Özdemir’in 'Fenerbahçe ceketini' çıkararak görev yaptığını söylediği video oynatıldı.)
 

FENERBAHÇE KOSKOCA LİGDE TRANSFER YAPMA İZNİ OLMAYAN TEK TAKIMMIŞ
 
Ceketini çıkartmış. Doğru, çıkarmalı da. Biz de başından beri ‘federasyonda herkes formasını, tuttuğu takımın renklerini çıkarmalı’ diyoruz. Onun için hiçbir kişiyi ne kurullara ne de yönetim kuruluna tavsiye etmedik. Zaten etsek de bir şey fark etmeyeceğini gördük. Çünkü Nihat Bey bile kendi istediklerini yönetime koyamamış anlaşılan. Ceketini çıkartmış ama öyle bir çıkartmış ki herhalde bir daha giymemek üzere çıkartmış. Bu yaşananlar onu gösteriyor. Arada bir sıkıntı var. Sezonun içinde hakem atamaları, harcama limitleriyle yaşadıklarımız, Fenerbahçe tek bir takımmış. Koskoca Süper Lig’de transfer yapma izni olmayan tek takımmış. Ne takımlar var ne sıkıntıda olan. İsim vermeyeceğim. Herkes yapabildi. Herkes transfer yaptı demiyorum ama herkesin transfer yapma imkanı vardı. Hiç yapamayacak takımlar bir sürü transfer yaptılar. Bunu açıklasın, ikna etsinler. Fenerbahçe’nin mali durumu bu kadar kötü ki transfer yapamaz ama herkes yapabilir. 18 takımın 17 tanesi yapabilir ama Fenerbahçe yapamaz. Artık hakem atamalarını, hakem hatalarını geçtim. Yok Zorlu’su, yok harcama limitlerinin 30’dan 40’a çıkmasını Fenerbahçe istiyor iddialarını ki Fenerbahçe’nin hiçbir talebi olmadığı halde aylar sonra ‘Fenerbahçe’nin böyle bir talebi olmadı’ dendi. Haftalarca spor medyasında öyle bir algı yaratıldı ki Fenerbahçe bunu istiyormuş gibi. Bunu da düzeltmek kolaydı. Niye bu kadar bekledi? Belki bir iki ay sonra demin sorduğumuz soruya cevabını verecektir. Harcama limitleriyle ilgili her toplantıya gittiğimizde federasyondan çıkarken bir yayın kuruluşunun canlı yayın aracı kapıda oluyordu. Hatta bir Cuma günü gittik. 5’te girdik 6 buçukta çıktık. Saat 19.05’te aynı gün bir kulübün resmi sitesinde harcama limitlerinin artırılmasına karşıyız diye bir haber çıktı. Biz, kendi argümanlarımızı, kendi harcama limitlerimizin düzeltilmesi için kendi argümanlarımızı sunduğumuz bir toplantıda 35 dakika sonra böyle bir haber çıktı. Ertesi gün kendisi beni aradı, bir cumartesi sabahı. ‘Gördün mü haberi’ dedi. ‘Hangi haberi’ dedim. ‘Böyle böyle bir haber yapılmış’ dedi. ‘Herhalde tesadüftür’ dedim. ‘Ne tesadüfü ya, buradan haber sızdırıyorlar’ dedi. Kendi dedi bana bunu. Ne yazık ki böyle bir tatsız durum var. Çok üzücü ama hiçbir federasyon başkanı, hiçbir spor kulübünün iç işlerine karışamaz kardeşim. Başarılıymış, başarısızmış, haddine değildir. Sırf onun için disipline sevk edilmelidir. Bir de resmi siteyi kullanarak bunu yapıyor. Nerede görülmüş böyle bir şey? Yani Ali Koç husumeti, artık nereden bunun gazını, enerjisini alıyorsa öyle bir seviyeye gelmiş ki, bu ilk değil. Başkan Vekiliyken de aynı şeyi yaptı. Benim YouTube’ta 13 dakikalık bir videom var bununla ilgili bir evveli sezon. Lütfen girin bakın. A’dan Z’ye anlatıyorum. Zaten orada neyin ne olduğu belli oluyor.
 
TFF BAŞKANININ FENERBAHÇE İLE HUSUMET İÇİNDE OLMASI SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR DURUM DEĞİL
 
Dolayısıyla üzücü, çok üzücü. Futbol Federasyonu Başkanının, Türkiye’nin en büyük kulüplerinden biriyle husumet içinde. Bu, Türk futbolunu sağlığı için de federasyon için de Fenerbahçe için de sürdürülebilir bir durum değil. Nereye kadar böyle gidecek, bilmiyorum. Federasyon yanlış kararlar verebilir, hatalar yapabilir ama iş bir şeyi kişiselleştirme boyutunda bir spor kulübünün, bir futbol kulübünün iç işleriyle, gidişatıyla, iç siyasetiyle karışamaz, laf bile edemez. Dolayısıyla Fenerbahçe de ilelebet olacağı için burada artık birilerinin bir seçim yapması gerekecek. O yüzden bunu artık kapatalım, geleneksel medya yine bizim sözlerimizi cımbızla çekip istediği noktalara çekecektir. Ama ben camiamız için bu programı yaptığımızı söylemiştim. Bence mesajı alan almıştır, ama bir futbol federasyonu başkanının hiçbir kulüp ile sadece Fenerbahçe ile değil en küçük kulüp ile bile husumet içinde olamaz.
 
Sportif yapılandırma ile ilgili de konuşan Başkanımız Ali Koç sözlerine şöyle devam etti:
 
“Sayın Metin Sipahioğlu’na kadın basketbol için ki ilk o açıkladı, son olarak da geçen hafta açıklayan Yöneticimiz Simla Hanım’a teşekkür etmek istiyorum. Onlar da hem kadın hem de erkek voleybol branşlarının yeni kadrolarını yaptılar. Bu ortamda kadro yapmak kolay değil. Fakat maliyet-fayda endeksi yüksek transferler yaptıklarına inanıyorum. Amatörler, tüm spor dalları gibi onların da spor ekonomisi ciddi anlamda ki pandemi öncesi bile sıkıntıdaydı, pandemi sonrası liglerin nasıl olacağı, ne zaman başlayacağı, voleybolda biliyorsunuz daha fazla takımla oynanacak.
 
Kadın basketbolda EuroLeague’in devam edip etmeyeceği belli değil ki şampiyonluğun en büyük adayıydık. En iyi 5’te iki oyuncu bizimdi. En iyi hoca bizimdi. Düşünebiliyor musunuz? En iyi hoca ve en iyi 5’teki iki oyuncu Fenerbahçe’nindi. Hocamızı tuttuk. Oyuncularımızdan birini tuttuk, diğeri ayrıldı. Geçen sene iyi kadro yaptık. Bu sene de gayet iyi bir kadro yaptık. Yüzde 35 daha az maliyete yaptık. Biraz çalışıldığı zaman oluyor. Voleybolda devam eden kontratlarımız vardı ama orada da hem profesyonel arkadaşlar hem de Simla Hanım önderliğinde iyi kadrolar yaptık. Dolayısıyla beş branşımızın üçü iyi durumda. Bizim için Sayın Cumhurbaşkanımızın başlatmış olduğu, bana göre spor için devrimsel bir nitelikte olan stopaj konusu vardı. Futbolda harcadığımız maaşların stopajları 7 gün içerisinde amatör branşları olan kulüplere iade ediliyordu ve bu gelirler bizim için olmazsa olmazımızdı. Bizi çok rahatlatıyordu. Bazı kulüplerde amatörlerin tümünü karşılıyordu. Biz de hepsini karşılamasa da çok büyük bir oranı karşılıyordu. Ne yazık ki bu sistemi ocak ayında bozdular demeyeyim de yeniden bir yapılandırmaya gideceklerini söylediler. Aradan 6 ay geçti. Henüz yeni yapılandırmanın ne olduğu bilinmiyordu ama o zaman hepsini geri alıyorduk. Tam da 7 günde alıyorduk. Bizim için çok önemliydi. Şimdi önümüzdeki sezon bütçeyi yapıyoruz ama stopajın ne olacağını, yüzde kaçın geri geleceğini, kaç günde geleceğini bilmiyoruz. Çok güzel işleyen bir sistemin ne yazık ki bozulmasına sebep oldu. Bizler için niye önemli? Türk Hava Yolu, Vakıfbank, Ziraat Bank ya da Halkbank ile gerek özel gerek kamu şirket takımlarıyla mücadele etmemiz bizim için çok zor. Çok daha zorlaşıyor.
 
BASKETBOL BÜTÇEMİZİN GELECEN SEZON 30 MİLYONLAR SEVİYESİNDE OLMASI MÜMKÜN DEĞİL
 
Sayın Obradovic bugün İstanbul’a geldi. Şu an kendisi Maurizio Gherardini ve Başkan Vekilimiz Semih Özsoy yemekteler. Önümüzdeki sezon ne olacağını yarın oturup konuşacağız. Her zaman söylediğim bir şey vardır. Sayın Obradovic burada kalmak istediği müddetçe burada kalabilir. Obradovic, sadece buranın değil; basketbolun efsanesidir ama Fenerbahçelilerin kalbinde de yeri bambaşkadır. O yüzden pandemi dönemi nispeten bitiyor. Normalleşiyoruz. Yanılmıyorsam da onun ülkesinden ilk defa bugün bir uçak geldi. Gherardini’nin ülkesinden uçaklar henüz gelmediği için onu özel uçakla aldırmak zorunda kaldık. Yarın oturacağız ve konuşacağız. Bir gerçek var ki Fenerbahçe Spor Kulübü’nün basketbol bütçesinin önümüzdeki sezon ne yazık ki 30 milyonlar seviyesinde olması mümkün değil. Şu an basketbolun açığı, futbolun açığının yarısı kadar. Bu yeni şartlar, hocamızın kabul edebileceği, kalmak isteyeceği, liderlik etmek isteyeceği şartlar ise o kalmak istediği müddetçe biz onun liderliğinde olmayı istiyoruz. Şubemiz konumu itibariyle en anahtar teslim şubedir. Biz transferlerde görüşürüz, tartışırız, istenen oyuncuları kendileri belirlerler, gerekirse Semih Bey pazarlık için girer ve daha evvel de ifade ettiğim gibi hocamız geldiğinden beri ‘en iyi kadroyu bana kurdunuz’ dedi. Ne yazık ki sahadaki sonuçlar bu sene bizim lehimize olmadı. Her sene mükemmel bir performans sergileyeceğiz diye bir şey yok. Takımımızın da hocamızın da teknik ekibimizin de fazla fazla kredisi var. İnşallah bir orta yolu buluruz ve önümüzdeki sezon hep beraber tekrar mücadele ederiz.
 
Sadece futbola değil; basketbola da çok büyük etkisi olacak. Sponsorluk seviyesinde, kombine seviyesinde, loca seviyesinde ciddi etkileri olacak. Basketbolda şöyle bir özelliği var; basketbolda 68 bin Euro bir EuroLeague maçı galibiyeti. Bu bizim seyahat masrafımızı bile karşılamıyor. EuroLeague şampiyonluğu 1 Milyon Euro, EuroLeague şampiyonuna verdiğimiz primler çok daha fazla ama bir EuroLeague şampiyonunun, bir kulübün markasına getireceği değeri de hiç kimse parayla ölçemez. Dolayısıyla basketbol dediğiniz zaman Fenerbahçe’nin basketbol dünyasındaki yeri çok özel ve güzeldir. Burada da en büyük sebep Sayın Obradovic ve kurduğu takımlardır. İnşallah bu şekilde devam edeceğiz. Fakat genel spor ekonomisine baktığınız zaman bugün 19-20 sezonunun kalan Avrupa maçlarının rövanşlı değil, tek ayak oynanması ve nötr bir sahada oynanması konuşuluyor. 20-21 sezonunun Avrupa kupaları play-off maçlarının iki kademeli tek maç. Düşünebiliyor musun, seninle biz kura çekiyoruz, sen bana ben sana gelmiyorum, tek maç oynayacağız, kura ile hangimizin sahasında oynayacağı çıkacak. Yani ev sahibi avantajı çıkacak. Avantaj sahibi olunmasın diye belki de seyirci alınmayacak gibi gibi. Futbol ekonomisini ciddi anlamda etkileyen formüller üzerinde konuşuluyor. Şu anda netleştirilmedi. Nihai karar verilmedi ama bir gerçek var ki alıştığımız formattan farklı olacak. Alıştığımız formattan farklı olması da ekonomiyi aşağıya çekecektir. Belki bugün Şampiyonlar Ligi finali dörtlü veya sekizli final olacak. 17 Haziran’da finalin burada olup olmayacağı kararlaştırılacak. İnşallah ülkemizde olur, çünkü Dünyaya da normalleşme ve turizm açısından bu mesajı vermek çok çok önemli. O yüzden uzun bir süredir futbolcuların maaşları, indirimleri, kontratlar vs. vs. konuşuluyor. Biz, oyuncularımızla ilk defa geçen hafta bu konuyu gündeme getirdik. Ve kendilerine iki opsiyon sunduk. Çünkü EuroLeague’de olduğu gibi herkes şu formülü uygulayacak diye bir şey yok. Herkes kendi dünyasında oyuncular kulüpler arasında çift taraflı görüşmeler sonucu bir yere varmanız gerekiyor. Oturduk, çalıştık. Profesyonel arkadaşlar çok güzel bir iş çıkardılar. Geçen hafta bunu oyuncularımıza sunduk. Oradaki son durumu söyleyeyim, çünkü bu işin bir 2019-20 ayağı var, bir de 2020-21 ayağı var. 2019-20’de şu anda kesin kaybettiklerimiz var. Bununla beraber tamamlanacak mı, tamamlanmayacak mı, bir kısmı seyircili mi olacak, seyircisiz mi olacak, yani kaybedilecek değerlerin de şu an hesaplaması da çok çok zor. Dolayısıyla biz oyuncularımıza geçen hafta iki opsiyon sunduk. İsterseniz onu bir ekrana getirelim. Birinci opsiyon; yıllık gelirler üzerinden %15 indirim. Yani bu ne demek? Kalan 3 ay (Mart, Nisan, Mayıs) garanti  ücretlerin oynandıkça yarısının ödenmesi. Son 3 ayın yarısı ödendiği taktirde yıllık da %85’e tekabül ediyor. Dedik ki isteyen bunu kabul edebilir. İstemiyorsanız ikinci bir opsiyon sunduk. Dünya çapındaki denetim şirketinden birini tutalım, anlaşalım ve onlar sezon bitene kadar çalışma yapsınlar ve sezon kapandıktan sonra muhtemel kayıpları net bir şekilde hesaplasınlar. Ve o net hesaplar üzerinden maaşınızdaki indirimi onu size yansıtalım. Aynı oranda yansıtalım. Yani ya %15 ya da bu 3 ay için size maaşınızın size %20’sini verelim, sonra yapılacak hesaba göre ne çıkarsa onu kabul edeceksiniz. Üçüncü bir yolsa hiçbirini kabul etmezsiniz, o zaman da FIFA’ya gidersiniz ve FIFA’da oturup konuşuruz. Ama FIFA’nın istediği makul ve orantılı yaklaşıma çok paralel bir iki opsiyon sunduk. Oyuncularımıza dedik ki, düşünün, taşının, menajerlerinizle, avukatlarınızla konuşun, önümüzdeki günlerde de bize düşüncelerinizi iletin. Daha cevaplarını almadık. Bizim yaklaşımımız bu oldu. Her kulübün kendine göre bir yaklaşımı var. Bu 2019-20 sezonu için ama esas soru işaretleri yayıncı kuruluş ne olacak? Ne yapacak? Yayıncı kuruluş ile federasyon arasında baya bir görüş ayrılığı olduğunu duyuyorum. Ama bir şey biliyorum ki ödemeler şu an yapılmıyor. Mart ayında bir maç daha oynasaydık, mart ayının taksitini alacaktık. Yanılmıyorsam 196 Milyon Euro idi. Ama şu an geldiğimiz noktada bunu alamıyoruz. Tabii burada kulüpler muhatap olmadığı için, federasyon muhatap olduğu için yayıncı kuruluş da onlarla görüşüyor.
 
FUTBOL TAKIMI İÇİN AKLIMIZA YATAN HOCA PROFİLİ SEZON SONUNDA GELEBİLİYOR
 
Demek istediğim hem spor ekonomisi ama futbol ekonomisi özelinde özellikle futbol ekonomisi ciddi anlamda etkilenecek ve ileriye dönüş olarak da eski maaşlar, eski kontratlar olmayacak. Bunlar çerçevesinde bizler de Fenerbahçe olarak en iyi ne yapabilirizi çalışıyoruz. Biliyorum pandemi süresince hoca konusu çok gündeme geldi. Hatta çok tenkit edenler oldu. Biz gerek yabancı gerek yerli hocalar üzerinde çalıştık. Görüşmeler yaptık. Bir hocayı da çok arzuladık, kimyamız uydu. İyi inceledi takımı ama Euro 2020’nin 2021’e ertelenmesi sebebiyle neredeyse sonuçlandıracağımız görüşmeleri sonlandırmak durumunda kaldık. Benim arzum bu 8 haftalık sürede yeni bir hocanın gelmesi, takımı görmesi, tanıması, ona göre planlama yapması ama geldiğimiz noktada aklımıza yatan hoca profili ne yazık ki sezon sonunda gelebiliyor. Fenerbahçelilerin içinin rahat olmasını istiyorum. Gerek Marco’nun dönmesi gerek Emre’nin yeni pozisyonu, Tahir hoca… Bunlarla ilgili bizim bir yapılanmamız var. Bunları da kısa zamanda açıklayacağız. Hiç acele etmiyorum. Hani biz sosyal medyaya göre kulüp yönetiyoruz ya… Şimdiye kadar 10 kere söylemiş olmamız lazımdı. Bütün taşları yerine oturtacağız. Enteresan transfer hamlelerimiz var, onu da söyleyeyim. Biliyorum son 2 sezonda yaşadıklarımız sıkıntılı. ‘İçiniz rahat olsun’ deyince belki ‘nasıl olsun’ diyebilirsiniz ama ben içinizin rahat olmasını istiyorum. Bu seneki planlamamız geçen 2 seneye göre hem altyapıda hem üst yapıda farklı ve bunun meyvelerini toplayacağımızı düşünüyorum. Evet iki, üç tane direkt kadroda oynayabilecek isme odaklanıyoruz. Aynı zamanda gençlere de yatırım yapıyoruz. 2 türlü genç var. Direkt A Takıma gelip belki yaz kampına katılıp sonra kiraya verilecekler ve direkt altyapıya gelecekler. Tahir hocanın altyapı için iyi bir profil olduğunu düşünüyoruz. Altyapıda bir de teknik tarafında altyapıyı yönetecek birine bakıyoruz. Hepsinde Tahir hocaya bağlamak kaydıyla. Ben Alman disiplini üstünde duruyorum ama şu geldiğimiz noktada bizim için şu an 16 Haziran Salı günü önemli. Çok zor bir rakiple önemli bir maçımız var kendi sahamızda. Bu maçın bu tarihte neden olduğunu anlamakta hem güçlük çekiyorum hem çekmiyorum. Yayıncı kuruluş istiyor deniyor. Normal şartlarda biz Trabzonspor’la ikinci ayak maçını Galatasaray-Trabzonspor maçından sonra yapacaktık. Ne hikmetse final tarihi de belli değil. Yarı finali değiştirdiniz bari final tarihini de belirleyin. Neye göre belirleneceğini bilmiyorum. Ama biz işimize bakıyoruz. Kaptanın da oyuncuların da dediği gibi varımızı yoğumuzu sahada gösterip bu sezonun olmazsa olmazı Türkiye Kupası’nda finale kalacağımıza inanıyorum. Bir bakarsınız 3 kupanın 2’sini alma ihtimalimiz hala var. O yüzden Fenerbahçelilere söylüyorum; ‘İnanın, inanmaya devam edin. Er ya da geç taşlar yerine oturacaktır.’ Bu sezonun, yani şimdiden yaptığımız planlama el sıkışmak üzere olduğumuz oyuncular, kafamızdaki hoca gelecek açısından Fenerbahçe için çok daha hayırlı, uğuru olacağına inanıyorum.
 
Yarın taraftarlarımız oyuncularımızı Samandıra’dan stada kadar uğurlayacaklar. Gönül isterdi ki onlar da statta olsunlar ama olamayacaklar. O da bizim açımızdan dezavantaj. Çünkü ilk maçı taraftarlı sahada oynamıştık ama pandemi dolayısıyla yeni normallere de hepimiz alışmak durumundayız. Futbol yapılanması tarafında içiniz rahat olsun. Basketbolda da inşallah yarın hocamızla belli bir noktaya gelirsek aslında 2020/21’in planlaması üç aşağı, beş yukarı tamamlanmış olacak. Bugüne kadar hiç bu kadar erken olmamıştı.
Bu sene transfer penceresi de eylül ortası, eylül sonuna kadar devam edecek. O yüzden zamanımız var. Pandemiden dolayı ciddi fırsatlar çıkacak. Şu an belki hiç düşünmediğimiz ama bu sıkıntılı dönemden dolayı çok önemli fırsatlar çıkacağına da inanıyoruz. O yüzden Fenerbahçelilere ‘rahat olun’ diyorum. Şu an tek konsantre olacağımız şey stadın içinde olamasanız da yarınki maça enerjinizi, duanızı yansıtın, takımımızın tur atlaması için elinizden gelen desteği verin. Ben yarın akşam tur atlayacağımıza inanıyorum.
 
(İletişim Direktörümüz Can Gebetaş: Hem basketbol yapılanması hem de futbol yapılanmasından bahsediyoruz. Pandemi sürecinin spor endüstrisine, finansal tablolara olan etkileri ve bununla birlikte Bankalar Birliği konumuz var. Dolayısıyla bunlardan bahsederken Bankalar Birliği anlaşması konusuna da mutlaka temas etmemiz gerekiyor ki tüm bu operasyonları etkileyecek bir adım. Kulübümüz henüz imza atmadı.)
 
Başkanımız Ali Koç şöyle devam etti:
 
“Biz imza atamadık henüz. Atmadık değil, atamadık ama dedik ki bu şekliyle bu iş meyve vermez. İleride harcama limit tarafı da temerrüde düşme tarafı da sıkıntı yaratacaktır. Daha ilk senesinde gördüğüm, duyduğum kadarıyla bizim varsayımlarımız ve tahminlerimizin tuttuğu yönünde.
 
(İletişim Direktörümüz Can Gebetaş: Sizin beyanlarınız, 2 sene içerisinde bu sistemin geriye dönük olarak işlemesinin imkansızlığıydı. Daha ilk senede diğer kulüp başkanlarının açıklamalarına da bakarsak sürdürülebilir olmaktan uzaklaştığını daha 8., 9. ayında karşılaşmış olduk. Altını çizmekte fayda var.)
 
Başkanımız Ali Koç sözlerini şu şekilde sürdürdü:
 
“Her sektör gibi bu da bir sektör. Bankalar bir sürü sektörde kredi veriyorlar. Müşterilerinin ayakta durması ve kredilerini ödemesi bankalar için de çok önemli. Dolayısıyla bunu gerçekçi ve sürdürülebilir bir yapıya kondurmamız lazım. Bunun da 10 yıl olduğunu ifade ediyorduk. Bu müzakereyi yaptığımızdan beri de faizler ciddi anlamda düştü. Sadece Fenerbahçe için söylemiyorum, hepimiz için 2 ya da 3 yıl hem faizsiz hem ana para ödemesiz 10 yıl vadeli 8 ila 10 arası faiz oranı bir yapılandırmanın yapılabileceğini ve bu kulüplerin de bugünkü imkanlarıyla bunu ödeyebileceklerini hesapladık. İnşallah yaptığımız görüşmeler ve müzakereler sonucunda bunun da adını koyacağız. Bunun adını koymamız çok önemli çünkü şu an bütün yayın gelirlerimiz, bütün kombine gelirlerimiz ve bilet gelirlerimiz hiç bize gelmeden bankaya gidiyor ve biz buraya kadar getirebildik. Bundan sonrasını bir şekilde yeniden yapılandırma ile 2-3 yıl ödemesiz, bu gelirlerin bir kısmının kulübe aktığı, bilhassa 2-3 sene hepsinin kulübe aktığı ondan sonra kredi ve faiz ödemesi için kullanılan bir yapıya kavuşabilirsen çok rahatlayacağız. Bu ne demek? Aynı zamanda bizlerinde çar çur etmeden bütçelerimizi Sayın Ahmet Nur Çebi’ye çok katılıyorum. Bugünkü hallerinden biz 92’den aldık 70’e indirdik. 50’lilere sonra da 40-45 seviyesine inmesi gerekiyor. Bu olmazsa olmaz. Yıllık Euro bazında bundan bahsediyorum. Kurtuluş öz kanakta, yeni oyuncu çıkarmakta. Şampiyonlar Ligi’ne gitmekte  ama aynı zamanda bir mali disiplin oturtabilmemiz lazım. Kulüplerin geleceği açısından gördüğüm en önemli fırsat penceresi ise bahis gelirleri. Bunların legalleştirilmesi oradan alıncak gelirlerin arttırılması bir nebze kulüplerin ihtiyaçlarına yardımcı olabilmesini büyük bir fırsat penceresi olarak görüyorum. Bahisi özendirmiyoruz hâlihazırda yapılan bahisi daha legal sistemin içine çekip onu vergilendirmekten bahsediyorum zaten insanlar yurt dışından oynuyorlar. Yanılmıyorsam geçen sene baktım o anlamda Spor Bakanlığımızın iyi anlamda değişiklikleri oldu. 10-15 milyar legal oynanıyorsa 55-60 milyar illegal oynanıyor. Oynananı içeri çeklim diyoruz. Yeniden yapılandırma tüm kulüpler için çok çok önemli. Burada büyük kulüplerin borçları çok daha büyük. Ortak hareket edip devletimizden bir kez daha yardım elini uzatmasını talep deceğiz. Biliyorsunuz herkes 250 milyon lira aldı biz henüz hiçbir şey almadık ama buna da ihtiyacımız var.
 
Pandemi sonrasında futbol da bir entresan. Geçen hafta lig maçımızı oynadık. Zor maç oldu. Tatsız da sonuçlanabilirdi ama böyle maçlar 4, 5-0 kazanmaktan daha keyifli maçlardır. 10 kişiyle 1-0 geriden 5-6 dakika kala maçı koparmak zaten ikinci golden sonra oyunculardaki sevinci ve inanmışlığı gördünüz. Aynı şeyi yarın da bekliyoruz. İnşallah yarın da mutlu ayrılırız.
 
TARAFTARIMIZA ÇAĞRIDA BULUNUYORUM. FENER OL’A SMS ATMAYA DEVAM EDİN
 
Bununla beraber ekonomi dedik. Biliyorsunuz Fener Ol projemiz var. Beşiktaş’ta ‘Bırakmam seni’ projesi yaptı. Bizde birazcık bilgilerimizi orayla paylaştık. Ben bunu çok önemsiyorum. İnşallah çok Muaffak olurlar ama ilk başta istiyordum diğer takımlarda yapsın. Tatlı bir yarış olsun. Beşiktaş başladı. Fenerbahçe taraftarına çağrıda bulunuyorum. Lütfen SMS atmaya devam edin. 3-5 aydır sessiz bir döneme girdik. Bunun çok da fazla iletişimini yapmıyorduk. Ama şu an çok çok ihtiyacımız var. Youtube ile Fener Ol hashtag’i var. Youtube seyrettikçe oraya katkıda bulunabiliyorsunuz. Ama FB taraftarından rica ediyorum gerçekten her ay bir milyon kişi bir SMS atsa bize en azından personel maaşlarını, 8-9 milyon lira personel maaşlarımız var. Onu karşılamamıza fayda sağlar. Belki bunu da arkadaşlar çok yapmak istiyorlar. Bir Fener Ol iki ay kampanya bir transfer yapmak için.  20 lira bir Fenerbahçelinin SMS atması 500 bin kişi atsa 10 milyon lira bize çok büyük nefes aldırır. Şimdi Beşiktaş başladı hadi tatlı bir yarış yapalım. Gösterelim bakalım kim daha yaman, kim daha kulübünü sahipleniyor. Bu da tatlı bir rekabet. Onlara da kendi kampanyalarında muvaffakiyetler diliyorum. 
 
Kartonet taraftarlarımız var bana biraz galip gelse de hoş bir manzara. Oraya da büyük bir katılım oldu. Oraya katılan taraftarlarımıza teşekkür ediyorum, taraftarlarımıza her anlamda teşekkür ediyorum. Bizi hiç yalnız bırakmadılar. Biz onlara çok sancılı sıkıntılı günler yaşattık buna rağmen yalnız bırakmadılar. Taraftar, camia, yönetim arası açılmaya çalışıldı. Ona rağmen bize sıkı sıkı sarıldılar. O yüzden teşekkür ediyorum. Lütfen bizi seyreden herkes bu gece yatmadan bize SMS atsın.
 
SAYIN MUSTAFA CENGİZ’E ACİL ŞİFALAR DİLİYORUM
 
Son mesajımda Sayın Mustafa Cengiz’e. Kavga ediyoruz, sürtüşüyoruz. Olabilir. Bu süreçte kendisine acil şifalar diliyorum. Sağlık her şeyden önemli. Pandemiden dolayı da bunun önemini gördük. Kendisine acil şifalar diliyorum en kısa zamanda aramızda olmasını diliyorum ki onunla biraz daha sürtüşelim. Şaka bir yana sağlık her şeyden önemli. Her gün kalktığımızda şükredelim. Yaşamız ne olursa olsun, inanıyorum ki çünkü onun gözünde o azmi inancı dirayeti gördüm. Zor bir mücadele olsa da herkesten daha kolay atlatacağını konuşmalarımızda oğluyla yaptığım görüşmelerde buna inanarak söylüyorum. Kulağa hoş gelsin diye değil göreceksiniz en kısa zamanda herkesin bekletişinden daha çabuk Mustafa başkan aramızda olacak. Bizi dinleyen herkese, sana da teşekkür ediyorum. Bir de FB Spor Kulübü çalışanlarına teşekkür etmek istiyorum. Pandemi sürecinde rotasyonlu çalıştık bir şekilde birilerinin çalışması gerekiyordu. Bazı arkadaşlarımız her gün bazıları +/3 bazı arkadaşlarımız yarı mesai bazı arkadaşlarımız evlerinden ama her birinize başkanınız olarak camiamızın bu sıkıntı süreçte de eksiksiz bir şekilde işleyebilmesi için göstermiş olduğunuz fedakarlık için de hepinize çok çok teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun.

banner51

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner42

banner43