Başkanımız Ali Koç’un Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı konuşma

Başkanımız Ali Koç’un Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi’nde yapılan Fenerbahçe Spor Kulübü Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı konuşma şu şekilde:

Başkanımız Ali Koç’un Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı konuşma
banner50

Başkanımız Ali Koç’un Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi’nde yapılan Fenerbahçe Spor Kulübü Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı konuşma şu şekilde:
 
“Sayın Yüksek Divan Kurulu Başkanımız Vefa bey bugünün Divan Başkanı, Divan Başkanlığı ve Denetim kurulumuz, Yönetim Kurulu’ndaki arkadaşlarımız Fenerbahçe’nin kıymetli değerli kongre üyeleri ve 7’den 70’e bizi seyreden tüm Fenerbahçe ailesini sevgiyle saygıyla kucaklıyorum. Hepinize buraya katıldığınız için çok çok teşekkür ediyorum. Şu ana kadar kalanlara özellikle teşekkür ediyorum. Bu sıcakta buraya kadar sabrettiniz sağ olun, var olun.
 
Bugün 2 bin 631 kongre üyemiz giriş yaptılar. Karşılaştırma yapmak isterseniz 2018 seçimlerimizde kora kor rekabet vardı. 20 yıllık bir başkan ve yeni bir aday, iki aday vardı. Pandemi yoktu, üniversite imtihanları yoktu. Okullar henüz kapanmamıştı. Dolayısıyla aileler şehir dışına çıkmamışlardı. Böyle baktığım zaman 2 bin 631 geçen sefere de 6 binin biraz altındaydı. Dolayısıyla rakamlarımızı sağlıklı buluyorum.
 
Güzel bir haberle başlayalım. Biraz evvel Bayram Malkan kardeşimiz boksta olimpiyat kotası aldı. Rakamımız 19’a çıktı. 25 diyorlar, 22’ye de razıyız. 30 Haziran’a kadar kotalar devam ediyor. Zaten rekor kırdık. Bundan sonra üstüne koyduğumuz her rakam rekorun gelişmesi demek.
 
Biraz evvel iki ihraç konusu gündeme geldi. Oylandı ve 2 kongre üyemizle yollarımızı ayırdık. Ben yönetime geldiğim zaman bize gelen ilk konulardan bir tanesi ihraç edilen kongre üyelerinin bir şekilde camiaya geri kazandırılmasıydı. Benim aldığım terbiyeye göre özellikle babamın öğrettiği hayatta affedilmeyecek hiçbir şey yoktur. İkinci konuda bence minimum herkesin ikinci bir şansı hak ettiğidir. Dolayısıyla ben prensipte böyle bir şeye karşı değilim yönetim kurulundaki arkadaşların da karşı olduğunu sanmıyorum. Genel bir af da çıkarmıyoruz. İlk tüzük değişikliğinde sizlerin de müsaadesiyle tüzüğümüze koymakta hiçbir sakınca görmediğimi ifade etmek istiyorum. Bu yönetim ihraç konusunda ne yaptı? Biz geldiğimizde çok çok dosyalar vardı. Etten püften sebeplerden ihraçlar vardı. Çok ciddi sebeplerden de ihraçlar vardı. Bizim dönemimizde 7+25: 32 kişi. 25’i biz geldiğimizde devraldığımız FETÖ dosyaları olan kişilerdi ve o sürecin tamamlanmasıydı. 7 kongre üyemiz diğer sebeplerden dolayı ihraç edildiler. Bunların 5’i eski yönetimden kaynaklanan ihraçlardı, 2’si ise bizim dönemimizde yapılan şikayetler çerçevesinde olan ihraçlardı. Bizim anlayışımızda kongre üyemizi ihraç etmek değil mecbur kalmadıkça hiçbir şekilde bu yoldan ilerlememek. Bizim yaptığımız bir şikayet vardı. Hepiniz biliyorsunuz o kişide soruşturması başlamadan kendi rızasıyla istifasını verdi.
 
30-35 sayfalık bir konuşmam var, çok çalıştık, hazırladık. Birbirimizi tamamlayan bilgiler koyduk ama ben bu saatte bu sıcakta bu kadar beklemişsiniz bu konulara ya girmeyeceğim yahutta birkaç konu dışında merak ettiğini konulara girmek durumundayım.
 

Yarın üniversite sınavı var. Şimdiden velilere ve imtihanlara giren tüm öğrencilere de bol şans dileyelim. Yolları açık şansları bol olsun. Bir senedir bütün talebeler büyük sıkıntı yaşıyorlar. İnşallah gönüllerince neticelere kavuşurlar.
 
3 sene evvel, burada büyük bir coşkuyla Fenerbahçe Spor Kulübü’nün tarihinde hatta Türk spor tarihinde en yüksek katılımla bir stat da en yüksek sandık sayısıyla bir seçim yapıldı. İki aday vardı. 20 yıl başkanlık ve bir adayımız vardı. Sizlerin sayesinde bizler kazandık. Ve o gün bence demokrasi şöleni açısından sadece Fenerbahçe’nin demokrasisi değil, herhangi demokrasi şöleni açısından camia olarak çok iyi bir sınav verdiğimizi düşünüyorum.  Sizlerin çok büyük beklentileri vardı, inançları vardı. Bizim de çok büyük hedeflerimiz planlarımız vardı. Bu geçirdiğimiz zor üç senede niyetlerimizin emeklerimizin çabalarımızın ama her şeyden önemlisi kalbimizin karşılığını ne yazık ki futbolda alamadık. Bu aşamada diğer branşlara girmeyeceğim. Bilhassa iki ana rakibimizle karşılaştırdığımız zaman içinde bulunduğumuz mali sıkıntıları da ve diğer büyük kulüplerin amatör demeyim takım sporlarının olimpik branşlarına ne kadar yatırım yaptığına bakarsanız bence futbol dışında o alanlarda çok çok başarılı olduk. Her yerde finallere kaldık.  Karşılaştığımız rakipler ve korananın da etkisiyle birkaç final öncesinde oyuncularımız covid oldu. İstediğimizi yakalayamadık ama diğer rakiplerimize göre ki bizim içinde bulunduğumuz mali sıkıntılar onlara göre bir gıdım daha kötü. Orada elimizdne gelenin en iyisini yaptığımızı düşünüyorum. Olimpiyat kotalarına da baktığmız zaman iyi işler yaptığımızı samimiyetle söyleyebilirim. Futbolda ise istediklerimiz, uygulamak istediklerimiz, seçtiğimiz hocalar onlarla sağlamaya çalıştığımız sinerji enerji, uyum istediğimiz gibi olmadı. Beklenti çok yüksekti hele ilk sene yaşadığımız hayal kırıklığı arayı öyle bir açtı ki sizlerin de bizlerin de büyük üzüntülere acılara çileler çekmemize sebebiyet verdi. Şunu biliyorsunuz ki gerek başka Fenerbahçe başkanları olsun gerek başka kulüplerde ilk defa kötü bir süreç arka arkaya aşampiyon olmama yaşanmıyor. Bunu en kısa zamanda telafi edeceğimizi size olan mahcubiyetimizi bugüne kadar hiçbir şey vaat etmedim, bu sefer biz sizi mahcup etmeyeceğiz. Yepyeni bir sayfa açıyoruz. 3 yılın kazandırdığı tecrübeler yaşattığı acılar ve sıkıntılar bize çok şey öğretti. Tam anlamıyla yepyeni sayfa açıyoruz. Her zamankinden daha dirençli daha motive daha inançlı ve daha umutluyuz. Ana hedeflerimizde olan inançlarımız ve planlarımız hiçbir şekilde sapmamıştır. Bugüne kadar hedefler, planlar vizyonlar doğrudur ama uygulamada istediğimizi yakalayamadık. İnşallah önümüzdeki sezon başlamak üzere hepimizin mutlu olacağı ve şampiyonlar geldikçe herkese doğrunun iyinin iyiliğin başarılı ve güçlü olabileceğini nasıl olduğunu göstereceğiz. Zaman zaman bugün de oldu, suçluyorsunuz. ‘Yumuşaksınız, yumruğunuzu masaya vurmuyorsunuz, kurullara insan sokmuyorsunuz’ vsvs. Bir yere kadar haklı olabilirsiniz ama Sivas maçında hayal kırıklığı yaşamayıp şampiyon olsaydık o zaman bizde dönüp diyecektik ki bakın doğru hareketle, federasyonla, haşır neşir olmadan kurullara adam sokmadan doğruları savunarak, doğru bildiğimizi yaparak  şampiyon olunabiliyormuş diyecektik size. Türk futbolu şu an yakın değil ama düne göre daha yakın daha gidecek yolumuz var ama Türk futbolunda o günleri de göreceğiz. Şampiyonluğun ve başarının sadece ve sadece sahada geldiği günleri de göreceğiz. O zamana kadar siz şuan belki hissetmiyorsunuz ama değişim başlamıştır, eskisi gibi değildir. Belli başlı kulüpler istedikjleri gibi cirit atmakata hakem atamaları yapmakta, gözlemci, temsilci raporları değiştirmekte eskisi kadar kuvvetli ve eskisi kadar talepkar değillerdir. Bunu görüyorum ama daha gidecek çok yol var. Bir kısmı halen oluyor ama daha gidecek yolumuz var. Biz de bu mealde doğruları savunmaya devam edeceğiz.
 
Samandıra bambaşka olacak. Görmeyi arzu ettiğiniz ruhu öyle bir aşılayacağız ki Samandıra’ya  sahada yansımalarını daha ilk günden görmeye başlayacaksınız. Buna muhakkak inanın. Şunu da unutmayın evet ilk sene çok çok kötüydü. İkinci sene 22. Haftaya kadar ligin favorisiydik. Takip eden 7 haftada 21 puanın 18’ini kaybettik. O puanlar nasıl kaybettiğimizi gayet iyi biliyorsunuz. Her zaman dış etkenlerden bahsediyorum bu senede 2 puanla şampiyonluğu verdik. Sivas maçını alsaydık şampiyon olurduk diye konuştuğum arkadaşlar ‘Sivas’ı alsaydın Kayseri’yi alamazdın. Kayseri’de bak neler olurdu, diyorlar’ Öyle düşünmek istemiyorum ama şurada alsaydık üçüncü senemizde şampiyon olsaydık ne dünkü gibi konuşmalar olurdu, ne de önümüze bakarken herhangi bir karamsarlıkla karşı karşıya kalırdık. Doğru yoldayız. Şimdi bu ekilen tohumların meyvelerini toplama zamanı. Önümüzdeki sene şampiyon olmak zorundayız. Allah’ın izniyle de şampiyon olacağız.
 
İç etkenler, dış etkenler .. İç etkenler derken neyi kastettiğimi hepimiz dün üzülerek, sıkılarak, istemeyerek dün şahit olduk. Vefa beye katılıyorum, birlik beraberlik barış her zaman fayda sağlamıştır, fayda sağlamaya da devam edecektir. Ben ve arkadaşlarım Sayın Aziz Yıldırım’a hiçbir zaman saygısızlık etmedik. Hiçbir konuşmamda başkanımızdan bahsederken eski başkanımız, eski lafını kullanmadım. Yaptığım her konuşmada yapılan iyilere iyi dedim, kötü olana da kötü dedim. Saygı da kusur etmedik. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren iletişim kurmaya çalıştık. 3 Temmuzla ilgili istişare etme ihtiyacı duyduk. Sayın Fethi Pekin ve onla çalışan avukatlarımız bir yere kadar yapabildiler sonra karşı taraf bu ilişkiyi götürmeye lüzum görmediler. Biz ayrı kulvarda çalıştık onlar ayrı kulvarda. Sağ olsun Şekip Mosturoğlu ve Fethi bey asgari müşterek en azından konuşabildiler, görüşebildiler.  İki avukat olarak.
 
Dünden beri büyük bir ikilem yaşıyorum. Fenerbahçe TV’de konuşmanın hepsini hiçbir şekilde kesmeden kesintisiz yayınladık. Bu sadece duyduğumuz saygının bir göstergesi değil, aynı zamanda kendimize duyduğumuz özgüvenin de işaretidir.
 

Sayın Eyüp Yeşilyurt burada değil galiba. Sahneye çıkıp birliktelik mesajı verecektik, yeni tanıdım. Yüreği temiz, benim Fenerbahçe için var olanlar diye tarif ettiğim kişiliğe uyan bir taraftar, bir kongre üyesi. Kendisi belki bir gün anlatır.
 
Ben anlatamam onun izni olmadan ama velakin çekilme  sebebi esas sebebi bu adaylık sürecinde yaşadıkları, tecrübe ettikleri ve midesini bulandıran Ali Koç nefretiyle bezenmiş insanların onu kullanarak, onun üzerinden burada benim arkadaşlarımı zayıf kılmak için hamleler. ‘Çıkın karşımıza’ diyoruz, çıkmıyorlar. Ama buradaki esas hedef ‘yıpratalım, yıpratalım, yıpratalım; bir sene sonra zaten dayanamaz. Olağanüstü kongreye gideriz’. Bu zihniyette olan insanların Fenerbahçe’nin başarısıyla yakından uzaktan ilgileri, alakaları veya hiçbir beklentileri olmayan insanlardır. Görüyorsunuz ki Fenerbahçe’de de bir PYK var. Diyeceksiniz ki PYK ne: Paralel Yönetim Kurulu! Biz geldiğimizden beri bu arkadaşlar federasyonları ziyaret ediyorlar, beraber görüntüler veriyorlar, basın toplantıları yapıyorlar. Acaba federasyona gittikleri zaman çok sevdikleri federasyon başkanıyla görüştükleri zaman Fenerbahçe’nin 28 Şampiyonluk ile ilgili başvurusu ile ilgili bir şey soruyorlar mı? Destek veriyorlar mı? Fenerbahçe’nin harcama limitlerinde söz konusu Fenerbahçe olduğu zaman o zaman bardağı ayrı boş gören insanlara ‘ya bunu niye Fenerbahçe’ye yapıyorsunuz? Haksızlık etmeyin diyorlar mı?’. Arka arkaya sistematik bir şekilde sahada hakkımız yendiği zaman herhangi bir tepkide bulunuyorlar mı? Yoksa iyi mi yapıyorsunuz diyorlar? ‘Aman 28 şampiyonluğu şey yapmayın, onaylamayın, bekleyin, biz geleceğiz’. O zaman mı onaylayın, diyorlar ne yapıyorlar merak ediyorum. Nasıl Ali Koç nefreti sizin Fenerbahçe’ye olan sevginizi Fenerbahçe için başarı istemenizi engelleyebiliyor, önüne geçebiliyor? Nasıl bir anlayıştır?
 
Şimdi ikilem yaşıyorum dedim. Doğal olarak dün bu hafta sonu seçimlerimiz olduğu için şehir dışından dernekler, münferit kongre üyeleri, hem ülke bazında hem yurt dışından bir sürü gelenler oldu. Doğal olarak ziyaret ediyorlar, biz onlara gidiyoruz. İki tane konuyla karşı karşıyayım. Bir taraf diyor ki ‘gereken dersi, gereken cevabı vermezseniz hakkımızı helal etmeyiz’. Bir taraf diyor ki ‘o seviyeye kendinizi indirmeyin, oyuna gelmeyin, aklını yitirmiş bir yaklaşım sergileyen insanlara cevap vermek için Fenerbahçe’yi küçük düşürmeyin’. Hala ikilemdeyim, o yüzden içimden geldiği gibi konuşsam daha iyi olur diye öyle bir karar verdim. Çünkü ben artık kırgın değilim, kızgınım! Ve Aziz Yıldırım hala benimle uğraşmanın, beni kızdırmanın nelere mal olacağını görememiş bir durumda. Sayın Aziz Yıldırım ve etrafından ayrılmayan, her daim yanında olan ‘benim ekibim’ dediği şürekası nasıl onu 3 sene evvel burada ‘farkla kazanacaksınız’ diye kandırdıysa bence şu anda kandırıyorlar, yanlış yönlendiriyorlar. Çok isterdim buraya gelme nezaketini hatta cesaretini göstermesini.. Otopark konusu: buradan kartlar alındığı bizim de aldığımız gibi sizin de aldığınız gibi kartlar buradan alınacağı için Fenerium’a tahsis ettik, istiyorsanız da Abdullah Bey yürüyemiyormuş, ‘istiyorsanız da tribünde size yer ayıralım’ dedik. Bu 1907 Tribünü olur, protokol tribünü olur, sizlerin oturduğu tribün olur, illa ki Maraton olması gerekmiyor. Ve Abdullah Beyin yürüyemeyeceğini ifade ederek nezaketsizlik  diyerek gelmediler. Şart mı Abdullah Bey ile gelmeniz? Geri kalanınız gelin, Abdullah Bey gelmesin. Abdullah Bey ile her türlü lokantaya, sıra gecesine gidebiliyorsunuz; buraya gelince mi olay oldu? Hatta sizin beraber ne işiniz var? Birbirinize bu kadar hakaret ettikten sonra, saygısızlık, küfürler en kutsalına, ne işiniz var? Hep saygı gösterdim. Bilhassa rakip olup ben kazanıp başkan olduktan sonra da ama her daim saygı gösterdim. Niye ben bu saygıyı gösterdim? 2015’ten sonra çok ciddi görüş ayrılıklara, tartışmalara rağmen… Çünkü Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başkanı olduğu için. Ben bir forma alan kişiyi omuzumda taşırım, buraya 20 yıl başkanlık yapmış kişiye saygıdan başka hiçbir şey gösterilmez. Ama artık benim için bu yaklaşım geride kalmıştır. Benim için artık sadece Aziz Yıldırım’sınız! Çünkü siz sizi yani kendinizi Fenerbahçe’nin sahibi görüyorsunuz, hepimizin üstünde görüyorsunuz! Hatta Fenerbahçe’den daha büyük görüyorsunuz! Yani siz olmazsanız Fenerbahçe neredeyse olmayacak gibi gösteriyorsunuz. Ama kulübe artık zarar veriyorsunuz. 3 sene evvel buradaki seçim sonuçlarını hazmetmeniz lazım. Dün göstermiş olduğunuz hazımsızlık beni küçültmek, aşağılamak için yaptıklarınız önce sizi ama siz umurumda değilsiniz artık Fenerbahçe Spor Kulübü’nü küçültüyor. Artık haddinizi aştınız! 20 yıllık başkanlık yaptığınız camiada seçim sonuçları istediğiniz gibi gerçekleşmeyince kongre üyelerine saygısızlık yaptınız, şuradan çekip gittiniz. Ama belki size göre saygısızlık değil çünkü siz hepimizin üstündesiniz. Dolayısıyla kızgınım! Çünkü biz rakiplerle mücadele ederken ne yazık ki sizlerle de mücadele etmek durumundayız. 3 sene susmuşunuz, biz sizi tahrik etmişiz, gerçek değil! Gerçekleri söylemediğinizi 3 sene evvel de burada ifade ettim, biraz sonra bir daha ifade edeceğim. Ondan sonra da nasıl orta yolu bulabiliriz ona değineceğim. Ama dün son derece kendini bilmez açıklamalar, tutarsız, küstah, dengesiz, intikam hisleriyle bezenmiş, tehditkâr, rakiplerimizin sosyal medyada şölen yapacak tarzda mesajlar, çirkin üslup, yakışıksız içerik, eksik ve yanlış bilgiler, kibir, parmak sallamalar unutmuştuk biz bunları. Keşke tekrar hatırlamasaydık. Sayın Aziz Yıldırım, müsaade edin intikamınızı benim başkanlık dönemim bitince alın. Çünkü bana, içinize, benim içime Aziz Yıldırım ve arkadaşları kaçmış ya, aynı cümleyi bir aynaya bakarak bir daha kurun! Bana olan husumetiniz kulübümüze zarar vermektedir. Bunun bilincinde olun. Koskoca efsane başkanımız, Fenerbahçe’yi SPK’ya tehdit ediyor. ‘Çağırım nerede SPK’ diyor. Nerede biliyor musunuz SPK.. Abdullah Kiğılı bahsetti ya ‘Fenerium şu kadar değerde’ diye. Biliyor musunuz ki biz gelir gelmez SPK’nın açtığı soruşturma muhatap kaldık, Fenerium’un değerini şişirdiniz diye.. Bu bahsettiği değerler yok o değerler. Ama bu insanlar, insanların gözünün içine bakıp gerçekleri o kadar saptırabiliyorlar ki… Bir kulaktan giriyor bir kulaktan çıkıyor ne yazık ki. Zaten daha dönemimizin ilk başlarında ekim ayıydı yanılmıyorsam, ortak tanıdığımız birine ‘intikamımı almadan ölmeyeceğim’ dediniz. Şakayla karışık da demiş olabilirsiniz ama 2 buçuk sene sonra görüyorum ki pek de şaka değil. FETÖ’cülükle suçlamadım diyorsunuz. Dün birkaç tane derneklerle görüştük, onlar anlattılar. Yaptığınız özel toplantılarda benim bir proje olduğumu, bir FETÖ projesi olduğumu anlattığınızı.. Yazıklar olsun size! Şimdi bunun şahitleri de var. Nasıl, ne zaman bunu kullanmamız gerektiğini biraz sonra vereceğim öneriyle inşallah kabul görür. Ama şunu sormak istiyorum: şunu bilin, ben sizinle havada, karada, suda her yerde mücadele ederim. Ama kulübümüze zarar veriyorsunuz! Kulübümüze zarar veriyorsunuz! Keşke bize akil insanlık yapsaydınız, keşke elimizden tutsaydınız, keşke zaman zaman size danışabilseydik, keşke 3 Temmuz Davası’nda omuz omuza verip hepimiz yekvücut ve tek ses üstüne gidebilseydik. Ama sizin şahsi duygularınız, düşünceleriniz, ihtiraslarınız bu kulübün çıkarlarının önüne geçmiş. Siz, ne yapmaya çalışıyorsunuz? Nasıl bu kulübün başarısızlığını istersiniz, sırf başındaki insanı sevmediğiniz için? Sivas maçından sonra sevindiniz mi, üzüldünüz mü? Dünkü konuşmayı yapan kişinin sevinmesi mümkün olamaz, Sivas maçından sonra. Biz şampiyonluğu yakalayabilseydik inanın devamı gelecekti, her şey unutulacaktı. Ve açtığımız bugünkü yepyeni sayfaya çok daha emin adımlarla, üstüne basa basa, sıçraya sıçraya gidecektik. Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Birleştirici olacakken camiada kazan kaynasın, bölünmeler olsun diye herhalde bir fitili ateşliyorsunuz. Görünen o ki önümüzdeki sezon her kötü sonuçtan sonra taraftarımızı kışkırtacaksınız. İşinize geldiğinde taraftar iyi, işinize geldiğinde taraftarın kombinelerini iptal et. Aynı Ali Koç gibi.. İşine geldiğinde iyi, yönetime al, günü kurtaracakken benden sonraki adayım, başkanlık adayım de; işine geldiğinde tukaka, FETÖ’cü, kaçtı. Zaten bu kadar aklından git gel yaşayan kişilerin dengeli hareket etmeleri mümkün değildir.
 
TFF. Mesut Özil için 1 kuruş ödememişiz. Evet, ödemedik. Bonservisi yok. Geçen sezonki maaşını da hepsini Arsenal’de aldığı maaşla devam etti. Olmayan bir şeyi biz nasıl TFF’ye raporlayalım? Yok, İrfan’da 7’ye değil de 11’e almışız. Her şeyi biliyormuş, belgeleri…açıklasın belgeleriyle, açıklasın! Siz değil miydiniz ‘Fenerbahçe’yi mahkeme kapılarında süründürmeyin’ diye insanları şikayet eden? Siz değil miydiniz otel salonlarında, orada burada ‘şikayet etmeyin gelin genel kurulda eleştirinizi yapın’ diye değil miydiniz? Yok, ben ve Burhan Karaçam gelmişiz hesap sormuşuz etmişiz kulüpte. Siz dün demediniz mi ‘5 tane adam yollayacağım, tutanak tutacağım, mahkemeye vereceğim’. Bu nasıl bir gelgittir? Bilmiyorum, büyük konuşmamak lazım, belki benim de yaşım ilerleyince ben de aynı şeyleri yaşayacağım. Şimdi beni mahkemeye vermezseniz, tam argo bir kelime kullanacağım adam değilsiniz! 150 Milyon Euro, 150 Milyon lira zaten bir şey anlatırken Liralar, Euro’lar, Dolar’lar, trilyon, milyar, milyon hepsi birbirine karışıyor, çorba oluyor ama size şunu söylüyorum, biz yüz yüze geleceğiz Sayın Aziz Yıldırım! Siz benimle gelmezseniz ben sizinle geleceğim, kaçmak yok.
 
 
Lütfen camiamızı hedefini de hepimizin tahmin ettiği bir kavga içine çekmeyin. Camiayı mevcut yönetime karşı kışkırtmayın. Efsane başkan olarak kalmak istiyorsanız o zaman sizin gibi insanlardan bekleneni yapın.
 
Şimdi, ailemi çok seviyorsunuz, sevindim. Ağabeyim Mustafa’yı çok severdiniz. Babam Rahmi Koç’u çok seviyorsunuz. Dün de repertuvarda Vehbi Bey’e değindiniz. Ben hariç hepsini çok seviyorsunuz. Allah razı olsun. Herhalde onların size yaptıklarının yanında benim yaptıklarım anlaşılan mukayese edilemez. Ama size iki şey söyleyeceğim, konuyu Rahmi Koç’tan açmışken. Rahmi Koç’un bir lafı vardır; ‘Yaydan çıkan ok, geçen zaman, kaçan fırsat, ağızdan çıkan söz bir daha geri gelme.’ Siz dün o sözleri ettiniz ve bunun da hesabını vereceksiniz. Beni, Fenerbahçe Spor Kulübü’nü değil siz, hiç kimse tehdit edemez. Bunu da kafanızın bir köşesine yazınız. Size dün demişlerdir, ‘Başkan be, süper konuştun –biliyorum burada hep yaşardık- yumruğunu masaya koydun, taşı gediğine oturttun vs.’ İnanmayın, hiç inanmayın yoksa kandırılmaya devam edersiniz.
 
İkinci konu, sizden bir ricam var. Fenerbahçe Spor Kulübü’yle ilgili bir şey konuşurken ve beni de dahil edecekseniz, ricam ailemin adını ağzınıza almayın. Rica ediyorum. Rica yetmezse de size şiddetle tavsiye ediyorum. Sakın bir daha yapmayın.
 
Kulübü sattırmam gibi garip garip söylemler içindesiniz. Olmayan bir gündemi çıkartıyorsunuz, pişiriyorsunuz, etrafında spekülasyon yapıyorsunuz sonra da kurtarıcı rolüne giriyorsunuz. Ne kulübü satan var ne de kulübü istesek de biri satacak, satılabilecek mevzuatı var. Ne olduğunu siz de gayet iyi biliyorsunuz. Biri bu kulübü satışa çıkarsa 3 Temmuz’da olduğu gibi bu taraftar dimdik ayakta durur ve müsaade etmez. Zerre kadar şüphem yok.
 
Müthiş bir mali tablo bıraktığınızı ifade ediyorsunuz. Yani gerçekten az kalsın kendimizi biz ona borçlu hissedecektik, alacaklı olacaktı. Size bir şey söyleyeyim, biraz sonra yapacağım teklifi kabul ederseniz… Kulübün hangi yöneticinize kasa kolaylığı yaptığını orada konuşacağız. Bir şirketten 8.6 milyon dolar kredi alıp 100 gün içinde 9.6 milyon dolar, yani dolar bazında %40 faizli niye verdiğinizi anlatacaksınız. Ama şunu anlatacaksınız. ‘Söz konusu paraysa kimse size laf edemez’ dediniz. Bu konuyu anlatacaksınız. Bu kulüp nasıl da yönetici kasa kolaylığı sağlar, kulüp yöneticiye değil. Dolayısıyla konuşacaklarımız var. Öyle kolay değil.
 
Beni seyirciyle yollayacaksınız öyle mi? Seyirci bu kulübün sahibidir. Bizler yolcu, taraftar hancıdır. Kongre üyeleri de demin ifade ettiğim gibi taraftarı resmi temsilcileridir. Sizlersiniz kulübün gerçek sahipleri. Olabilir. Zaten ben istenmediğimi hissettiğim an giderim, merak etmeyin. Ancak şunu da bilin ki o taraftar sizi bugün buraya getirmedi. Konuştunuz, baktınız, ondan sonra da bir otopark mazeretiyle, ‘Gelmiyoruz’ dediniz.
 
Fenerbahçe ne zaman sizin tekelinize girdi? Fenerbahçe sizin değil kimsenin boyunduruğunda, emrinde, tekelinde değildir, olmayacaktır. İnşallah bir daha hiç. Olmaz. Bu camia kendi içinden kendi evlatlarını çıkartıp yönetimlerde başkanlık seviyesinde hizmet ettirecek kapasiteye, insan kaynağına sahiptir. Bu camianın evlatları pek çok şeye sahiptir. Sadece Fenerbahçe Spor Kulübü’ne yöneticilik, başkanlık yapmaya değil. Hayatın her kesiminde, her kurumda bu camia ne evlatlar yetiştirmiştir. 114 yıllık kulüp sizin tekelinizde olacak. Yok sahaya dönmüşsünüz, her maçı seyredecekmişsiniz, gözünüz bizde olacakmış. Hadi. Biraz sonra yapacağım teklifimi. Ama çok üzülüyorum, Fenerbahçe’yi Fenerbahçe yapan değerleri ne çabuk unutmuşsunuz. Kim düşünebilirdi Sayın Aziz Yıldırım’dan sonraki başkanların veya ondan sonraki dönemde, ‘Aziz Yıldırım ve arkadaşları gibi dostunuz varsa düşmana ihtiyacınız yok.’ cümlesini kullanacağını. Kim düşünebilirdi?
 
Şunu da söyleyeyim arkadaşlar, başkanımızın dün değindiği bazı konularda haklılık, doğruluk payı da var. Pek çok eleştirisi yanlış bilgi, belgeler de var ama doğruluk payı da var. Ama siz bu üslupla, bu tarzla, bu yaklaşımla kimsenin sizi dinlemesini bekleyemezsiniz. Ama hala beni tanımamışsınız. Hala benimle uğraşıyorsunuz. Tanışacağız. Daha fazla tanışacağız.
 
Şunu da söylemek istiyorum; gayrimenkuller, gelirler, giderler, kulübü sattırma konusu, basketbol, bir sürü itham, parmak gösterme, her şey var. Evet biz iyi bir 3 sene geçirmedik Sayın Aziz Yıldırım. Ama kimse bizim samimiyetimizden, iyi niyetimizden, çabamızdan şüphe edemez. Elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığımızdan, fedakarlıklardan kimse şüphe edemez. En kötü günleri gördük, iyi günler yakında. Zaten biz o günleri gördüğümüzde cılız olan sesiniz hepten kesilmiş olacak. Allah’ın izniyle sizlere hak ettiğiniz şampiyonlukları Allah bize kısmet kıldığı zaman biz başka kulvarda olacağız –biz derken hepimiz- sizler başka kulvarda olacaksınız. Çünkü hiçbir Fenerbahçe başkanı Fenerbahçe’nin kötü gitmesini, başarısızlığını istemez, tahammül edemez, onun için dua etmez, olduğu zaman da keyif almaz. Allah bana bugünleri göstermesin.
 
Yıllar önce, 2013-14, yeni yönetimden ayrılmışım. Başka bir camianın ileri gelen, üst seviye, yıllarca hizmet etmiş bir iş adamı bana dedi ki, ‘Ayrılınca nasıl? Senden sonrakiler başarılı olmasın istiyorsun değil mi?’ dedi. ‘Hayır. Biz ç içe çalışıyoruz, ben hala katkı sağlıyorum.’ dedim. ‘Yok, öyle olmaz. Yönetici refleksidir. Sizden sonrakiler başarılı olmasın istersiniz.’ dedi. ‘Yok ağabey. Herhalde sizin camiada olur, bizim camiada olmaz.’ dedim. Meğerse bizim camiada dibine kadar oluyormuş.
 
Kaçmışım öyle mi? Acaba sizin tabirinizle kaçtıktan sonra nasıl katkıda bulunmuşum bu kulübe; voleyboluna, kadın basketboluna, okuluna… Bir açın, bakın, sorun. Bir de sizin yanınızda oturanlar ne yapmış. Onları da konuşacağız.
 
Evet, bizim sportif başarısızlığımızın mazereti finansal sorunlar olamaz. Şimdi harcama limiti var, Financial, Fair Play var, kuralmış başını gidiyor. Zaten aldığınız tablo çok kötü. Aldığınızda UEFA Avrupa’nın en kötü finansal durumundaki kulübü diye rapor yayınlamış. Ama bunun üstüne de bizim hatalarımız, talihsizlikler, şanssızlıklar bu noktaya geldik. Şunu da size açık ve net bir şekilde söyleyebilirim; biz iyi yoldayız. Fenerbahçe iyi yolda. Futbolda şampiyon olamadık diye lütfen karaları bağlamayın, karamsarlığınızı arttırmayın. Şu gelseydi bu sene bakın ne oluyordu ama seneye gelecek. Ondan sonra neler olacak hep beraber göreceğiz.
 
Transferleri nasıl yaptın? Para yoktu, 52 transfer yaptın vs… Biz yaptığımız her transferi denk bütçeye göre yaptık. Sattığımız kadar aldık. Sizler bu işi bu kadar iyi biliyorsanız bizden önceki 6 yılda niye transfer zararı 100 milyon Euro? Tekrar ediyorum, 3 yıllık dönemde 52 oyuncu alındı, 52 oyuncu gitti. Eksi 1 kuruş yok. Sattığımız kadar aldık. Zaten mecburuz onu yapmaya. Peki sizin dönemde niye 6 yılda 100 milyon Euro’luk transfer zararı var? Onu da yeri gelmişken söyleme ihtiyacı duyuyorum.
 
Gayrimenkulleri de konuşmak istiyorum. Detaylı bir konu. Bazı gayrimenkullerimiz var. Bazı gayrimenkullerimiz var. Gayrimenkullerimizin şu an nakde çevrilecek kısımları çok sınırlı. Pek çok gayrimenkul alınmış, borçla. O borçlar faizleriyle beraber yavaş yavaş gayrimenkullerin değerine yaklaşmış vaziyette. Hepsi ipotekli vs. Ben bunları sizin gözlerinizin içine bakarak konuşmak, tartışmak istiyorum.
 
Geldiğimiz noktada basketbol. Bu da çok insanın dikkatini çekti. Basketbol öneriniz. Bu düşünülmüş, kurgulanmış, iyi senaryo, kötü senaryo analizleri yapılmış bir fikir mi yoksa çat kapı orada aklınıza geldi de söylediğiniz bir şey mi bilemiyorum. Ama dinlemek isteriz. ‘Basketbolu bize verin, 35 milyon Euro bütçemiz var, para bol.’ diyorsunuz. Öncelikle şunu söylemek istiyorum, kulübü içinde olmadan da destek sağlayabilirsiniz. Fener Ol’a 1 kuruş para vermediniz. Olabilir, ‘yeni yönetim, sevmiyoruz onları’ diyebilirsiniz. Üniversite. 7 tane mektup yolladınız bize, çocuklarımıza bırakacağımız en büyük mirası, hayalinizi yok ediyorsunuz diye. 1 Türk Lirası üniversite için bağışta bulunmadınız. Şimdi burada mangalda kül bırakmıyorsunuz. Rakamları geniş geniş söylüyorsunuz. Vefa Bey bilir, bir tek kendi hibede bulundu. Onları da konuşacağız. Fenerbahçe’ye katkı sağlamak için kulübün içinde olmanız gerekmiyor. Dolayısıyla basketbol teklifinizi değerlendirmek istiyoruz ama emin olmak istiyoruz. Belki hakikaten hepimiz için de enteresan bir orta yol bulabiliriz. Ama bizi ikna etmeniz lazım bu meblağları sağlayabileceğinize dair. Bir sezon mu, iki sezon mu? Ne şekilde garantileyeceksiniz, bir teminat mektubu mu vereceksiniz? Bekliyoruz. Herhalde hakkımızdır diye düşünüyorum.
 
Dedim ya burada 3 sene evvel, ‘150 milyon Euro’ dediniz, sonra çıktınız ‘150 milyon TL’ dediniz, sonra da en yakın çalışanlarından biri Fenerbahçe TV’ye gidip ‘Aman Euro kısmını gösterme, TL kısmını göster’ diye org’a TV’ye talimat verdi. Bugün hangisi? Euro mu, TL mi? Dün Euro dediniz. Hepsi kayıtta.
 
Benim teklifim nedir? Hani bizde maçlarda ayağa kalkmayan şöyle şöyle olsun diyoruz ya. Beni mahkemeye vermezseniz öyle olun. Çünkü zaten onların kendilerinin bile ismini duymak istemediği eski bir futbolcularından medet umuyorsunuz ya beni küçük düşürmek için. Beni mahkemeye vermeyen öyle olsun.
 
Koskoca Aziz Yıldırım böyle bir adamdan medet umar mı? Sen benim ailemi tanıyorum diyorsun. Öyle bir anlatıyorsun ki neredeyse sünnetimde de vardın. Ondan sonra ‘yok bunun iddialarını ispatla’ öyle mi?
 
Çok üzülüyorum, koskoca Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı ben, bizden önceki dönemin başkanı Sayın Aziz Yıldırım sizleri böyle konuşmalarla meşgul ettiğimiz için. Utanıyorum, üzülüyorum. Ama dedim ya cevap versem bir türlü, cevap vermesem bir türlü. Daha global anlatıyorum bugün. Saygıda da kusur etmeden. Ama vermesek siz dersiniz ki, ‘Bak kabul ettiler, cevap dahi veremediler, bak ne yaptık adamlara.’ O yüzden sorumluluğum icabı cevap vermem lazım. Bunun en güzel yanı şu, daha evvel de bu teklifi yapmıştım, şimdi ısrar ediyorum. Bu teklifi kabul etmezseniz de buraya maça falan da gelmeyin.
 
Televizyona çıkacağız. Sizin yaptığınız bütün iddiaların. Dün söylemeyi unuttuğunuz, bavulunuzda başkaları da varsa onları da çıkarın. Hepsini, tek tek, televizyona çıkacağız… Ve istiyorsanız yanınızdaki arkadaşlarınızı da getirin. Hani sizi çok seven medya mensupları var ya. Hani Fenerbahçe’de işler kötü gidince sallayan ya da sizi öne çıkaran. Onlar da gelsin. Onları da getirin. Ama bir şartım var, Fenerbahçe TV’de olacak. Çünkü bu çok reyting alacak bir programdır, siz de zaten Fenerbahçe’nin ta kendisisiniz. Dolayısıyla başka bir kanala ciddi reyting yapacak programı heba etmeyelim. Kendi kanalımızda yapalım. Israr ediyorsanız benim tek şartım bu. O olmaz, başka kanal osun derseniz ben kabul ederim. Ama tercihim Fenerbahçe TV’de bunu yapmak. Tercihim. İstediğinizi de getirin, istediğiniz gazeteciyi de yanınıza alın, onları da çıkarın.
 
Şimdi ben burada ısrarcıyım. Bütün Kongre Üyelerimize söylüyorum, bunun takipçisi olun. Bu tartışmalar Vefa Bey’in dediği gibi artık barışmak lazım, bu tartışmalar bitsin. Ama bitmesi için kim doğruyu söylüyor, kim yalan söylüyor sizlerin bilmesi lazım. ne yazık ki 3 sene evvel ‘Yalan söylüyorsunuz.’ dedim, bu sefer de ne yazık ki, ‘Hala 3 senede değişmemişsiniz.’ demek durumundayım.
 
Evet. Sizler lütfen sükunetinizi bozmayın. Bizler bunu aşarız. Sakın size yansımasın. Daha fazla birlikteliğimize, beraberliğimize zarar gelmesin. Önümüzdeki sezon şampiyon olacaksak en büyük gücümüz olan taraftarlarımızın da omuz omuza, kol kola, aynı hedefe odaklanmış olmaları gerekmektedir. Sizden rica ediyorum. Ben bu isi temmuz ayında bu işi yapmak istiyorum, uzatmayalım. Temmuz ayına bu işi yapıp bitirelim, sonra bir daha bu konulara girmeyelim. Belki siz Aziz Yıldırım olarak bir nebze vicdanınız harekete geçer, bir nebze mahcubiyet, pişmanlık duyarsınız, siz de bizim yanımıza gelirsiniz, bize omuz verirsiniz ve bu mücadeleleri hep beraber yaparız. Bu konuyla daha fazla vaktinizi almak istemiyorum.
 
Şimdi gelelim 35 sayfalık konuşmama. Sevgili Fenerbahçe Kongre Üyeleri, sevgili Fenerbahçe taraftarları. Öncelikle çok zor günler yaşıyoruz, yaşadık. Şöyle beraber olmak bile e kadar umut verici. İnşallah bu yazı geçen yaza istinaden daha sorumlu geçiririz ve hep beraber %30, %50, %70, neyse belli bir kapasiteyle tekrar mabedimizde buluşmaya başlarız. Tekrar eski günlere adım adım ilerleyebiliriz. Eminim sizler de bizim sizleri özlediğimiz kadar özlemişsinizdir. Ama en çok da takımlarımız özlediler. Bazı sporcularımız var ki daha Fenerbahçe taraftarıyla tanışmadılar. Fenerbahçe taraftarının ne demek olduğunu tam anlamıyla bilmiyorlar. O yüzden bu yaz dönemi size öncelikle sağlık diliyorum. Aşı olacaklara olmalarını tavsiye ediyorum. Kovid geçirenlere geçmiş olsun diyorum. En büyük alkışı da bizler için her şeyini feda eden sağlık çalışanlarına vermenizi rica ediyorum. Dünkü konuşmalardan sonra göstermiş olduğunuz refleksiniz, bize sahip çıkma duygularınız, son 3 sezonda özellikle ilk sezonda yaşadıklarımız. Her şeye rağmen dimdik arkamızda durmanız. Özellikle taraftarlarımız. Zaman zaman ben ve arkadaşlarım bunu konuşuyoruz, bizim için paha biçilmez bir kıymet, bir değer. Sağ olun, var olun. Hep beraber şampiyon olalım."

banner51

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner42

banner43