banner14

ALİ KOÇ : BURADA BİR OYUN OYNANIYOR!

Ali Koç, Fenerbahçe Üniversitesi ziyaretinin ardından açıklamalarda bulundu

ALİ KOÇ : BURADA BİR OYUN OYNANIYOR!
banner50

Başkan Ali Koç, Fenerbahçe Üniversitesi’ni ziyaretinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
 
Ali Koç'un açıklamaları şöyle:
 
“Üniversitemizin tanıtım günlerine geldik özellikle. Üniversitemize ilgi gösteren muhtemel talebelerimizi görmek için. Sayın Vefa Bey’in ifade ettiği gibi 2018 yılında biz göreve geldiğimizde bizden evvelki yönetimin arzusu 2018 Eylül ayında eğitime başlatmaktı ancak bizim aldığımız tabloda böyle bir şeyin olması söz konusu değildi çünkü Fenerbahçe Üniversitesi’nin vermesi gereken eğitimin düzeyi, kalitesi ve beklenti de bu yöndedir. Fenerbahçe’nin adını verdiği bir üniversitenin belli bir seviyenin üstünde olması lazım. Hem hocalarının hem verdiği eğitim kalitesinin hem de fiziki mekanının. Bizim bunu 2018 Eylül’e yetiştirmemiz maalesef söz konusu değildi. Üniversite ile ilgili ne kaynak yaratılmıştı ne de gördüğünüz bu binanın eylül ayına hazır olması mümkün değildi. Dolayısıyla ben ve yönetimimin aslında ilk icraatlarından biri YÖK’e gitmek, YÖK Başkanı Sayın Yekta Saraç’la görüşmek ve süre uzatımı istemekti. Onlar da sağ olsunlar bu talebimizi anlayışla karşıladılar ve kurulu çok çabuk bir şekilde toplayıp bize 1 sene daha müddet verdiler. Daha evvel de ifade ettiğim gibi bu 1 senelik süre içinde bizim 3 seçeneğimiz vardı. Ya bu işten çıkmak, o zaman mali bir yükümlülüğü vardı. Ya iş birliğine gitmek ya da üniversiteyi bir yere devretmekti. Devir konusunda çok ilgilenenler oldu. Biz iş birliği modelini tercih ettik ve bu bağlamda Medicana Grubu’yla, Sayın Hüseyin Bozkurt ve grubuyla çalışmalara başladık. Tabii Medicana Grubu’nu tercih edene kadar muhtelif alternatifler üzerinden en iyi ne olur, kim olur diye çok ciddi değerlendirmeler, analizler yaptık. Burada açık ara Medicana Grubu tüm alternatifler arasındaki en iyi tercihti. Aradan geçen süre zarfında ne kadar iyi bir tercih yaptığımızı da bir kez daha memnuniyetle sizlere ifade etmek ve onlara teşekkür etmek istiyorum.
 
Biliyorsunuz kulüpler ciddi mali sıkıntı içinde. Bunların başında en ağır sıkıntıyı yaşayan kulüp olarak Fenerbahçe var. Değil Fenerbahçe hiçbir büyük kulübün bugün Türkiye’de kendi başına üniversite yapma mali imkanları söz konusu değil. Ama bu da bir imtiyazdır. Geçmiş yönetimin çok uğraşıp almak için çalıştığı bir imtiyazdır. Bu imtiyazın en iyi şeklinin Fenerbahçe’nin ismini vererek muktedir, gücü yetecek bir grupla iş birliğiydi, bunu Medicana ile yaptık. Şimdi ikinci yılımız olacak. Belki sizler aynı şeyi düşünmeyeceksiniz ama bana göre bir vakıf üniversitesi için ilk yılı 380, 390 talebeyle başlamak büyük bir başarıdır. Bu sene 2211 kontenjanımız var. 400 talebeye %100 (tam burs) verecek. Bu çok yüksek bir orandır. Tabii buranın cazibesini de arttırmaktadır. Ama bir üniversitede en önemli şey eğitim kadrolarının, hocaların kalitesidir. Onların ulaştıkları düzey, yurt içi, yırt dışı yazdıkları makaleler… Önemli hususlardan biri budur. İkincisi ise cezbedeceğiniz talebelerin kalitesidir. Bu çok sabır isteyen bir süreçtir. Niye? Öncelikle mali açıdan çok sabır isteyen bir süreçtir. Bazı üniversiteler var ki işin tamamen ticari boyutu düşünülerek kurulmuş ama burası Türkiye Cumhuriyeti’ne, gençlerine hak ettikleri eğitim seviyesini verecek ise en az 4-5 yıl büyük mali yüklere katlanmak durumunda. Negatif nakit akışını yönetmek durumunda. Bunun için mali gücünün olması gerekiyor. Medicana zaten bu işe girerken bunun çok uzun bir yol olduğunu, sabır gerektiğini biliyordu. İlk yılımız bu yönde geçti. Bizim kendimiz üniversite kurmuş bir grup olarak kaliteli bir üniversite kurmanın ne kadar zaman aldığını, ne kadar maddi imkanlar götürdüğünü, ne kadar sabır gerektiğini bilen biri olarak iş birliği modelini tercih etmiştik. Bu doğrultuda YÖK’e bir kez daha teşekkür etmek istiyorum; hem bizim kontenjanımızı arttırdı hem yeni programlar açmamıza imkan sağladı. Yani samimi, iyi niyetli ve iyi eğitim vereceğine inandığı bir kurumun önünü açtıkları için YÖK’e çok teşekkür ediyorum. İnşallah biz de onların beklentilerini orta ve uzun vadede yerine getiririz. Ama şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki ilk eğitim yılı açısından geldiğimiz nokta son derece memnuniyet verici. Burada bizim yüzde 2’lik bir burs hakkımız var. Ne demek? Toplam talebelerin yüzde 2’si ama 150 talebeyi geçmemek kaydıyla. 150 talebeye gelmek ne demek? Aşağı yukarı 7500 talebeye ulaşmak demek. Burs hakkımız var. Bu ne demek? Tam, %100 burs Fenerbahçe’nin belirleyeceği talebelere verilmek üzere anlaşmamızda öyle bir madde var. Her açıdan baktığınız zaman yukarıyı da gezdik, burası bir üniversite için tasarlanmış değildi orijinal tasarımında ama şu an geldiğimiz noktada müthiş iş çıkarılmış: Fiziki mekan olarak da son derece elverişli. Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak spor tesislerimizi üniversitenin emrine verdik. Zaten anlaşmanın bir parçası oydu. Tabii üniversite büyüdükçe, sayıları arttıkça bizim tesislerimiz de daha yoğun bir şekilde kullanılacak. Hem Sayın Hüseyin Bozkurt’a, Medicana Grubu’na, Sayın Rektörümüze çok teşekkür ediyorum. Her daim yollarının açık, şanslarının bol olmasını diliyorum. İnşallah aydın bir gençlik yetiştirilsin. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilkeleri, prensipleri, hedefleri doğrultusunda buradan mezun olan her bir talebenin kendi ülkesine, toplamına, içinde bulunduğu cemiyeti faydası hayırlı olan talebeler yetiştirilsin. Amacımız bu.
 
Şimdi öncelikle size bir konuda teşekkür edeceğim. Biliyorum sizin öncelikleriniz çok farklı ama üniversitemizin tanıtımı için geldiğiniz için teşekkür ederim. Üniversitemizin tanıtımı için de bundan sonra söyleyeceğim sözleri sadece yayınlayıp üniversite ile ilgili kısımları kesmezseniz makbule geçer. Canlı yayındaysak güzel, kırpma kesme yok. Üniversitemiz, camiamız adına zahmet edip bu sıcakta geldiğiniz için çok teşekkür ederim. Çünkü bu işlerde iyi bir marka olabilmek için iyi hizmet vermeniz lazım. Aynı zamanda da iyi iletebilmeniz lazım. O yüzden bu imkanı bize sağladığınız için tekrardan teşekkür ederim.
 
92 MİLYON EURO’DAN ALDIĞIMIZ MAAŞ BÜTÇESİNİ 64’E İNDİRDİK
 
Aslında söyleyeceğim çok şey var. Bir kısmını bugün söyleyeceğim bir kısmını ileride söyleyeceğim. Ama bu sürdürülebilir bir ortam değil. İçinde bulunduğumuz duruma sadece Fenerbahçe açısından bakmamak lazım, sürdürülebilir bir oyun değil. Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum; Türk futbolu birkaç kulüp dışında bitmiş, batak durumda. Büyük kulüpler özellikle sıkıntıda! Ve öyle bir noktaya geldi ki artık birkaç kişinin söylediği ama herkesin telaffuz ettiği ‘deniz bitti’  tarifini hakeden bir durumdayız. Ben, 2018 Ocak ayında ilk toplantımı yaptığım zaman bunu dile getirdiğimde 1-2 kişi bahsediyordu ama bugün geldiğimiz noktada neredeyse spor medyasının yerinde, sporun içerisinde bulunan herkes ‘mali durum ne olacak?’, ‘bu finansal sıkıntıdan nasıl çıkacağız?’ diye düşünüyor. UEFA’nın geliştirmiş olduğu Finansal Fair Play, Türkiye’de netice vermedi. Ve bizler de UEFA’ya taahhütlerimiz doğrultusunda kendi, buna yerel de diyebiliriz, Finansal Fair Play’imizi geliştirdik. Şimdi buradaki amaç nedir? Buradaki amaç; kulüplerin rekabet edebilmesi ama aynı zamanda bunu yaparken çarçur etmeden finansal yapıları daha sağlıklı hale getirecek bir süreci yönetmek, gerektiği zaman da beklenilen sonuçları vermediği zaman müdahale etmek. Ama kulüpler nasıl ki bir günden bir güne, bir seneden bir sonraki sezona bu hale gelmediyse bunun çözümü de, bu sağlıklı mali yapıya kavuşmak da bir sezondan bir sezona kesinlikle olmayacak. Yani bunu 11 yaşındaki çocuğa bile anlatsanız anlıyor. Ama bazı yerlere anlatamıyoruz! Şimdi Fenerbahçe’ye bakalım: Fenerbahçe Spor Kulübü, 2 senede ne yapmış? Finansal açıdan baktığımız zaman 92 milyon Euro aldığımız maaş bütçesini 64’e indirdik. Dolayısıyla doğru istikametteyiz, en azından maaş bütçeleri olarak. Yeni borç almamışız. Belli bankaların borcunu indirmişiz, aşağı yukarı 40 milyon Euro’luk. Bunu yaparken kulübümüzün ürettiği ekonominin yani ürettiği gelirin %80’i de hiçbir şekilde kulübümüze girmeden bankalara gittiği bir ortamda bu yönetim gelmiş ve bir şekilde, kendi imkanlarıyla, sponsorlarla, sıcak parayla bu gemiyi bir yere kadar yüzdürmüş. Bizim 64 milyondan bir sezonda 18 milyon Euro’ya düşmemiz bekleniyor. Bunun hiçbir şekilde gerçekçi olmadığını, bunun mümkün olmadığını azıcık kafası çalışan herkes net bir şekilde görür. Hal böyleyken böyle bir beklenti içerisinde olunması bizleri farklı duygulara, düşüncelere itiyor.
 
BANKA BORCU OLMAYAN KULÜPLERE BİLE TRANSFER GELİRİNDE 3/1 YAZILIYOR, O KULÜP CEZALANDIRILMIŞ OLUYOR
 
Bizi, Fenerbahçe Spor Kulübü’nü bir yere koyalım. Kulüp ismi vermeyeceğim ama bugün 1 kuruş borcu olmayan, bankalara borcu olmayan, sporcularına borcu olmayan, ticari borcu olmayan kulüpler var. Mesela bakıyorsunuz X kulüp 150 almış, öbür kulüp 70 almış ve diyorsunuz ki, ‘nasıl olabilir bu?’ Mesela adam 200 milyonluk transfer geliri sağlıyor ama hesaplamada bunun 3/1’i yazılıyor. Niye 3/1’i yazılıyor? Çünkü öbür 3/2’si banka borcu ödemek için, ama kulübün banka borcu yok. Ama o da cezalandırılmış oluyor. Sadece bizi, bizleri düşünmeyelim. Bu sistem, sürdürülebilir bir sistem değil! Biz, bunu anlatmaya çalışıyoruz. Mart ayından beri de 9 maddelik, tüm kulüplerin de altına imza attığı son dönemde 1 kulübün biraz daha soğuk baktığı ‘öneriler paketi’ var. Bu öneriler paketi ne için? Bu sistemin sürdürülebilir olması, fayda sağlaması, uygulanabilir hale gelmesi için. Ama ne hikmetse bunlar pek kale alınmıyor. Federasyon, ‘Kulüpler Birliği ile istişare ettik’ dediği zaman da inanın çok yüzeysel bir seviyede istişare ve ‘ben geçen seneki sistemi uygulayacağım’ diyor. Şimdi geçen seneden bu yana ne oldu? Pandemi oldu! Pandemi öncesi zaten sıkıntılı bir dönemdeydik. Biz ne kadar kombine satacağız? Ne kadar bilet satacağız? Ne kadar loca satacağız? Yayıncı kuruluş, yeni teklifler yapıyor Türkiye Futbol Federasyonu’na, yaptığı teklifler vermesi gereken bedelin çok altında. Yayıncı kuruluşun ne vereceği belli değil. Stat gelirlerinin ne olacağı belli değil. Hal böyleyken ‘ben yine aynı sistemi uygulayacağım’ demek gerçekdışı bir yaklaşım. UEFA bile Finansal Fair Play’i genişletmiş vaziyette. Bu tutumu anlamakta güçlük çekiyorum ama bu sistem sadece bizi etkilemiyor. Baktığınız zaman ki sizler de bakın, rakamlara bakın, o kulüpleri beş aşağı beş yukarı biliyorsunuz, statlarını biliyorsunuz, ne kadar seyirci aldıklarını biliyorsunuz, ne kadar bilet satabildiklerini, kombine satabildiklerini, özel A.Ş. olan şirketler var, onların da borcu olanı var, borcu olmayanı var.  Yani neresinden bakarsanız bakın rakamlar tutarlı değil. O yüzden biz, bu sistemin uygulanamayacağını iddia ediyoruz. Fenerbahçe’yi sıkıntıya sokan ikinci bir konu var; yapılandırma. Çünkü harcama limitlerini belirleyen en önemli unsurlardan bir tanesi de yapılandırma durumunuz. Yapılandırma yapmış kulüplerin anaparası hesaptan çıkartılıyor. Biz, yapamadığımız için hesaba ekleniyor. Yani bizim normalde aslında geçen seneki sistemi uygulasalar aşağı yukarı -450/-440 milyon lira olması lazım, eksi bir harcama limiti de olamaz. Biliyorsunuz değil mi, olamaz! Şimdi iki sene sonra yapılandırma yapmış kulüpler anaparalarını ödemeye başlayınca yine eksi limitler çıkacak! ‘O zaman ne yapacaksınız?’ diye sorduğumuzda ‘oraya geldiğimiz zaman bakarız’ diyorlar.
 
KURGUYU BAŞINDAN DOĞRU YAPAMIYORLAR
 
Şimdi Fenerbahçe Spor Kulübü olarak yapılandırmayı imzalayamadık. Niye imzalayamadık? İstemediğimiz için değil, yapamayacağımız için imzalayamadık. İmza attığımız gün biz, temerrüde düşüyoruz. Temerrüde düştüğün zaman ağır cezalar var. Yoksa biz istemez miyiz, borcumuzu yapılandıralım, 250 milyon lira nakit alalım, harcama limitimiz yüksek çıksın, biz bunları istemez miyiz? Aptal mıyız, biz? Bankacılarla oturup konuşuyoruz, onların da bir yere kadar söz hakkı var, çünkü onlara belli sınırlar çiziliyor. 5 senede bu şey döner mi? Dönmez! Ne yapacaksınız 5 senede? Takla attıracağız. Kaç senede bu ödenir? 10 senede. 2-3 sene ödemesiz anapara, ‘peki başından neden böyle yapmıyorsunuz?’ dediğimiz zaman ‘bize böyle söylendi’ deniyor. Şimdi bakın size bir şey söyleyeceğim: yeniden yapılandırma 5 sene sonra veya belki bu seneden, çünkü daha ilk senesinden sıkıntılar var, faizlerin ödenme sıkıntısı var. Harcama limitleri birkaç sene sonra çökecek, ‘oraya gelince bakarız’ diyorlar. Biz de diyoruz ki, ‘başından neden iyi kurgulamıyorsunuz?’ Çünkü şunu söylemek istiyorum; evet, içinde bulunduğumuz finansal durum sıkıntılı amma velakin büyük kulüplerin uzun vadede-10 yıllık bir süreçte- bu borçları ödeyebilecek ekonomiye sahip. Bunlara futbol kulübü, futbolcu diye bakmamak lazım, bu bir sektör. Bizler, bu sektörün oyuncularıyız. Bu sektörde de mali sıkıntı var, dar boğaz var. Nasıl ki diğer sektörlerde yapılandırmalar yapılıyorsa, diğer bankalar tarafından yani bunu kaçıncı kez söylüyorum, ben bile sıkıldım duymaktan, bu da bir sektör ve bu sektörde yapılacak bir yapılanma, doğru bir yapılanma, aynen diğer şirketlere yapıldığı gibi 2-3 sene anapara faiz ödemesiz, 10 yıllık bir süreç, hatta sıcak para vererek bu iş döner, bunun dönmesi son mümkün, bankacılar da bunu biliyorlar. Ama ne hikmetse başından kurguyu doğru yapamıyorlar.
 
Bankalar Birliği ile anlaşma yapıldığı yönünde çıkan iddialara ilişkin olarak Başkanımız Ali Koç şöyle konuştu:
 
“Yok, biz hiç anlaşmadık. Bırakın anlaşmayı bizim döviz borcumuzu bile TL’ye çevirmemize imkan tanınmıyor. Bak döviz nereden nereye geldi şimdi! Bu bizim kaybımız. Niye imkan tanınmıyor? Fenerbahçe olduğu için mi imkan tanınmıyor? Niye? Dolayısıyla biz çalıştık, bazı bankalarla çalıştık, uygulanabilir modeli de geliştirdik. Bu, sadece bize değil diğer kulüplere de uygulanmalı. Bizler sonuçta bu paraları cebimize atmıyoruz. Yani burada bir yönetim gelmiş, ben bankası olsam Fenerbahçe Yönetimi’ni pamuklara sarıp korurdum. Adamlar 92’den 64’e indirmişler, belli borç ödemesi yapmışlar, sıkıntının ve tehlikenin farkındalar ama aynı gemide değilmişiz gibi garip bir durumla karşı karşıyayız. Düşünsenize siz bir lokantasınız, borcunuz var, yani çok basite indirelim herkesin anlayacağı dilde, lokantanın borcunu ödeyebilmesi için iş yapması lazım, müşteri çekmesi lazım, müşteriye yemek satması lazım. Şimdi siz lokantayı yeniden yapılandırıyorsunuz ama diyorsunuz ki, ‘hiç gıda alamazsın, yemek alamazsın, sebze alamazsın ama lokantanı aç, müşterilerden gelir sağla, borcunu da öde.’ Aynen böyle bir durumdayız şu an. Siz düşünebiliyor musunuz, 64’ten 18’e inmek için elinizdeki oyuncuları çıkarmanız lazım. Bırakın yeni transferi biz elimizdeki mevcut oyuncuları bile karşılayamıyoruz. Böyle duvara sıkışmış vaziyette kadrodan çıkartacağınız oyuncular, onu satacağınız kulüpler, bunların menajerleri, yapacağınız pazarlıklar, hepsinde sırtın duvarda. Futbol Federasyonu’nun işi Bankalar Birliği ile beraber gerçekçi bir modeli uygulayıp orta ve uzun vadeli bu sıkıntılardan hep beraber kurtulmak. Anlaştığımız model üzerine kulüpler çarçur ederse, belirlenen bütçelere uymazlarsa, verdiği taahhütleri yerine getirmezlerse o zaman kefil olalım biz. Biz niye geçmiş, sıkıntı yaratan, kulübü bu hale sokan insanların borcuna kefil olmak durumunda kalalım. Düşünsenize biz temerrüde düşersek ki hemen düşüyoruz, bu borcu oluşturmuş kişilerin hiçbir sorumluluğu yok, bütün sorumluluk mevcut başkanda, yönetimde. Yani garip bir model. Dolayısıyla aklıselimin bu süreçte inşallah galip geleceğini ümit ediyoruz, çünkü biz bunu böyle yapamayız.
 
BURADA BİR OYUN OYNANIYOR, OYUNUN PARÇALARI VE HEDEFLERİ UFAK UFAK ORTAYA ÇIKMAYA BAŞLADI
 
“Burada bir oyun oynanıyor. Oyunun parçaları kim, hedefleri kim ufak ufak ortaya çıkmaya başladı. Bu sadece Fenerbahçe’nin sorunu değil; 6-7 tane daha kulüp var. Çok rahatsız. Dikkat edin federasyon bir açıklama yapıyor. Açıklama yapmadan önce iki üç kulübü arıyor. İsimlerini vermeyeceğim. Onlar da bir soru soruyor. Sizin muhabiriniz. Onlar da ‘evet, normal’ diyor. Sanki tek anormal gören Fenerbahçe. Bir altyapısını yapıyorlar. Bir iki kulüpten görüş alıyorlar. Son derece bu konuda kararlıyız diye kendileri bir açıklama yapıyorlar. Kaç tane konuda kararlı olduklarını gördük. Geri adım attılar. Bu sürdürülebilir değil. Yapamayacağın bir şeye, olmayacak duaya amin demen isteniyor. Biz bunu yapamayız. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak 64’ten 18’e inemeyiz. Dolayısıyla orta yol bulunmak zorunda. Modelin de içinde sıkıntılar var. Herkes de kabul ediyor. ‘Ne yapacağız?’ diyoruz. ‘Sıkıntılar çıkmaya başlayınca çözeriz’ diyorlar. Göreceksiniz, Alper Pirşen’in de dediği gibi; diğer kulüpler iki sene sonra bizden daha çok yaygara çıkaracak. Anaparalar ödenmeye başlandığı zaman. Bu şeye benziyor. Bir şirket vergisini ödüyor ödüyor ama diğer şirket ödemiyor. Üç sene sonra vergi affı çıkıyor. Ödeyen şirket mağdur oluyor. Buna benzer bir şey. Biz ‘olmayacak, bu olmaz’ diyoruz. Bize de diyorlar ki ‘en gerçekçi, en dürüst sizsiniz bu konuda. Evet, olmayacak’. Olmayacak bir şeyin altına neden imza atalım? Geldiğimiz nokta bu. Ne yapmamız istendiğini ben anlamış değilim. Varsa federasyonun bir yöntemi, bize göstersin. Şu şekilde bunu buradan buraya indirirsiniz diye göstersin. Burada önemli olan benim total bütçemi nereden nereye çektiğim. 92’den 64’e gelmişiz. Belki bu sene 55’e ineceğiz. Sen daha benim kimi alacağımı, kimi satacağımı, hangi maaşları vereceğimi bilmiyorsun ki. Gazetede biri bir haber atıyor. Yok efendim Fenerbahçe bilmem neye 100 milyon Euro para vermiş. Yok bankacılar diyor ki ‘bunlar böyle yapıyorlar, yanlış yapıyorlar.’  Gerçekleri bilin. Geçen sene de masaya oturduğumuzda ‘siz çok transfer yapıyorsunuz’ dendi. Transfer yapıyoruz da 14 oyuncumun kontratı bitmiş. Ne yapayım yerini doldurmayayım mı? Transferi yanlış yapıyor dersiniz, kadro mühendisliği dersiniz. Ne derseniz deyin. O işin başka tarafı. Bu işte çok garip bir yaklaşım var. ‘15 Ağustos’ta liglere başlayacağız.’ Yahu hangi futboldan anlayan adam 26 Temmuz’da bitmiş ligi 15 Ağustos’ta başlatabileceğini düşünür. Böyle bir şeyi kim düşünebilir? Bunu da düşündüler. Allah’tan değiştirdik de 11 Eylül oldu. Bazı şeylere anlam veremiyorum.
 
MEDYA ALGISIYLA FENERBAHÇE’Yİ YALNIZLIĞA İTİP KENDİLERİNE GÖRE BU İŞİ YÖNETECEKLERİNİ ZANNEDİYORLARSA YANILIYORLAR
 
Medya algısıyla, bilmem neyle Fenerbahçe’yi yalnızlığa itip kendilerine göre bu işi yöneteceklerini zannediyorlarsa yanılıyorlar. Bizim tutumumuz devre arasındaki tutum olmaz. Bunu bilsinler. Orta yol bulunsun. Finansal açıdan biz elimizdeki imkanlara, sıkıntılara, gelirlerimizin yüzde 80’i bize gelmemesine rağmen yarattığımız kaynakla bir yere kadar geldik. Artık bizim desteğe ihtiyacımız var. Daha fazla gidemeyiz. Ancak bu ‘Tamam, bunları yakaladık. Gösterelim şimdi’ modunda olacaksa iş bambaşka yerlere gider. Onu da söyleyeyim.
 
FENERBAHÇE TARAFTARINA VE DERNEKLERİNE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM. MESAJLARIYLA, EYLEMLERİYLE, HAREKETLERİYLE CAMİAYA SAHİP ÇIKTILAR
 
Fenerbahçe taraftarına, derneklerine çok teşekkür etmek istiyorum. Daha kulüp kılını kıpırdatmadan yine camiaya sahip çıktılar. Mesajlarıyla, hareketleriyle, eylemleriyle… Allah razı olsun onlardan. Fenerbahçe’nin büyüklüğünü bir kez daha gördük. Bilsinler ki içinde bulunduğumuz ruh hali, Türk futboluna fayda sağlayacak bir ruh hali değil. O yüzden daha gerçekçi, daha uygulanabilir, daha sürdürülebilir bir modele er ya da geç geçmek zorundayız. Bize göre pandemi sıkıntıları da var. O sene bu senedir. Benim düşüncelerim böyle.
 
FENERBAHÇE’NİN 7’DEN 70’E, EN KÜÇÜK TARAFTARINDAN EN BÜYÜK İŞ İNSANINA KADAR KENETLENMESİ GEREKİYOR
 
Taraftarımıza da çok teşekkür ederim. Taraftarlarımız kombine çıkarmamızı istiyorlar. ‘Maça gitmesek de kombine alacağız’ diyorlar. Bize ‘kombineye çıkamazsınız’ diye talimat geldi. Passolig’e gelmiş. Adam maça gitmese de kulübe destek olmak için alacak. Oraya madde de koysunlar. Şöyle düşünenler de olabilir; tüketici kanunları vs. ‘Kombineyi alırken hiçbir maça gitmeme riski olduğunu bilerek alıyorum’ diye bir madde koy. İsteyen imzayı atar ve kombine alır. Formalarımıza müthiş bir ilgi var. ‘Keşke formayı hemen çıkarsaydınız. Keşke sipariş alıp 10 gün sonra verseydiniz’ diyorlar. İş insanları desteklemek istiyor. Şu an öyle bir zaman ki Fenerbahçe’nin 7’den 70’e, en küçük taraftarından en büyük iş insanına kadar kenetlenmesi gerekiyor. Kenetleniyoruz da. Kimden ne fayda gelirse, destek gelirse. Geçen gün bir arkadaşım aradı. BMW 525’i varmış. ‘Satıp Fenerbahçe’ye vereceğim’ diyor. İş bu noktalara geldi. İş insanlarımız da sağ olsunlar. Destek olmak için söz veriyorlar. Ama size şunu söyleyeyim; bu sistem işi hileye hurdaya götürür. Bu sistem 1900 bilmem kaç liralık anlaşmalara iter insanları. Gerekirse biz de yaparız. Geçmişte oldu ama kimse ağzını açmadı. Biz yaparsak kıyamet kopar ama bu iş, insanları hileye itiyor. Bu iş böyle gitmez.
 
Bazı sorular üzerine, “Yaşayarak göreceğiz. Emre Belözoğlu gayet iyi. Onunla ile ilgili açıklamanın da zamanı gelir. Her şeyin bir zamanı var. Vedat Muriqi’ye resmi bir teklif yok” dedi.
 
HARCAMA LİMİTLERİYLE İLGİLİ İLERLEYEN GÜNLERDE ÇOK DAHA FAZLA SESİMİZİ DUYACAKSINIZ
 
Hepinize çok teşekkür ederim. Bu sıcakta beklettik kusura bakmayın. Üniversitemizin tanıtımı için de çok önemliydi. Harcama limitlerine, yapılandırmaya gelince de ilerleyen günlerde çok daha fazla sesimizi duyacaksınız. Pazartesi günü federasyonda bir toplantı var. Bakalım orada ne olacak. Taraftarlarımıza söylüyorum. Dikkat edin; bu sanki sadece Fenerbahçe’nin problemiymiş gibi bizi bir köşeye, yalnızlığa itmek istiyorlar. Bu şekilde bir tepki koyan kulüplere telefonlar edip onları sakinleştirip, size hallederiz falan diyorlar. Bizi arayan kimse yok. Dolayısıyla burada bir oyun oynanıyor. Hadi bakalım, nereye gideceğini göreceğiz."

banner51
Anahtar Kelimeler:
ALİ KOÇFENERBAHÇE

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner42

banner43